Dünya Kupası'nda ilk maçlar sona erdi ve 48 takım sahaya çıktı. Tarihlerinde ilk kez Dünya Kupası sahnesinde yer alan ülkeler de vardı, Türkiye gibi büyük bir özlemi dindiren de. Ancak şu bir gerçek ki ilk maçlar çok büyük sürprizlere sahne oldu. Bahis şirketleri ilk maçlardan sonra favorilerini değiştirdi, "dark horse"lar yeniden gözden geçirildi. Evdeki hesabın sahaya yansımadığı oldukça keyifli bir dönemi geride bıraktık.
48 takım ile birlikte 12 gruptan en iyi 8 üçüncünün çıkacak olması her takıma umut verdi. 2 puanla bile bir üst tura çıkma ihtimalinin olması, gol averajlarının önemi, kart sayısı derken oyuncular ve teknik kadrolar sahada attıkları her adımı planlamaya başladı. Türkiye için ise işler hiç de istenildiği gibi başlamadı. Öyle ki grup liderliği ve hatta minimum çeyrek final için çok güçlü bir aday olan Türkiye bir anda kendine has kaosuna düştü bile. Avusturalya maçında alınan 2-0'lık mağlubiyet ve üretememe sorunu bir anda tüm ülkenin ana gündem maddesi oldu.
Esasen Türkiye'nin oyun tarzına bakınca kendisinin favori olduğu maçlarda epey zorlanacağını tahmin ediyorduk. Montella'nın benimsediği 4-6-0 oyunu net bir santrforu olmamasının acısını çok çekiyor. Boy ortalaması 190+ olan Avusturalya savunmasının arasında 172'lik Kerem Aktürkoğlu'nun bırakılması ve göle maya çalarcasına orta yapılması ciddi bir eleştiri konusu. Öte yandan takımın en yetenekli ayakları Hakan Çalhanoğlu ve Arda Güler'in sakatlıktan dönüşteki formsuzluğu. Süper yıldız Kenan'ın 45 dakikalık bir kondisyonda olması da Türkiye'yi epey geri itmiş gözüküyor.
Özellikle sosyal medya merkezli ağır eleştiriler ise Türkiye'nin kaosa düşmesi için en büyük endişe kaynağı. Yeni nesil oyuncuların sosyal medyayı çok fazla kafaya takıyor olması endişe konusu. Turnuva öncesi özel saç stilleri ile havaya girmiş çoğu oyuncu ilk maçtan sonra dibi görmüş oldu. Takım içerisinde baştan kaptan Hakan Çalhanoğlu olmak üzere deneyimli oyuncuların bu konuya el atması Paraguay maçı için en kilit nokta olacak. Zira Türkiye kadrosu turnuva öncesi neredeyse tüm futbol kamuoyunun öngördüğü üzere tam bir "dark horse" idi. Bu potansiyeli hayata geçirebilmek için daha iki maç var ve Türkiye dahil hiçbir ülke için defter kapanmış değil.
Turnuvanın ilk haftasında kendi adına pozitif anlamda en büyük sürprizi ise Yeşil Burun Adaları yaptı. Olağanüstü bir savunma performansıyla turnuvanın en büyük favorisi İspanya'ya karşı kalesini gole kapatıp 1 puan alan Afrika temsilcisi bir anda turnuvanın ilgi odağı oldu. Takımın 40 yaşındaki kalecisi Vozinha ise en büyük sıçramayı yapan isim. İspanya maçından önce 50 bin takipçiye sahip Vozinha'nın şu an itibariyle takipçi sayısı 5.8 milyonu geçmiş durumda. Futbolun etkisi düşüyor mu? İnsanlar artık maç izlemiyor mu? Soruları FIFA'yı endişelendirirken bir ülkenin kalecisinin bu olağanüstü sıçramayı yapması yüreklerine biraz su serpmiştir.
Su konusu da ilk hafta maçlarının en önemli konularından birisi oldu. Artık maçları 4 çeyrek şeklinde izliyoruz. Tipik bir Amerikanizasyon şeklinde futbolda da artık bolca reklam arası var. Her devrenin yarısında top oyundan çıktığı zaman 3 dakikalık bir su molası veriliyor. Bu arada kanallar hemen reklama giriyor. Bazı kanallar reklamdan dönmeyi unutuyor, maç başlayınca geri dönüyor. Doğal olarak tepkilerin ardı arkası kesilmiyor. Ancak bir "eğlence" Amerika'da yapılıyorsa en büyük gelir kalemi tabii ki televizyon reklamları olacaktı ve bu da çoğu insan için hiç şaşırtıcı olmadı. Acaba Dünya Kupası Finali için ilk yarı molası, devre arası ve ikinci yarı molası için hangi özel reklamlar hazırlandı? Senelerdir çoğu marka en özel reklamlarını Super Bowl için hazırlarken Dünya Kupası'nda da benzer bir reklam şöleni izleyecek miyiz? Daha finale çok yolumuz var ama reklam şirketleri şimdiden o üç dakikalık slotu paylaşmak için varıyla yoğuyla mücadeleye girmiş durumda. Umarım finalde reklam kalitesinden ziyade futbol kalitesini konuşabiliriz.
aha önce Zaire adıyla Dünya Kupası'nda yer almış ve -13 averaj ile 0 çekerek evine dönmüş Demokratik Kongo ise turnuvanın en büyük ikinci sürprizine imza attı. Cristiano Ronaldo'nun epey etkisiz olduğu maçta Portekiz ile 1-1 kalarak hem tarihlerindeki ilk golü hem de ilk puanı almış oldular. Bu bir puanın onları gruptan çıkarma ihtimali de epey yüksek gözüküyor. Portekiz ise olağanüstü kadrosuna rağmen epey kötü oyunuyla ilk haftanın kaybedenlerinden birisi oldu. Cristiano Ronaldo da doğal olarak tüm eleştiri oklarını üzerine topladı. Şüphesiz bunda onun ezeli rakibi Lionel Messi'nin ilk haftada bizlere sunduğu resitalin de devasa bir payı var. İlk maçında Cezayir ile karşılaşan Arjantin futbol severleri bir tarihe tanıklık ettirdi. Son şampiyon ünvanıyla sahaya çıkan Lionel Messi ilk maçında hat-trick yaparak Dünya Kupaları tarihinin en golcü oyuncusu Klose ile (16 gol) gol sayısını eşitledi. Önümüzde daha bolca maç olduğunu düşünürsek Messi'nin bu turnuva rekoru kırması kesin gibi gözüküyor ancak önünde çetin bir rakip de var, Mbappe!
Fransa muhtemelen dünyanın en geniş oyuncu havuzuna sahip ülkesi. Öyle ki şu an turnuvada tam 98 tane Fransa doğumlu futbolcu var. Bunlara Fransız pasaportuna sahip başka ülkelerde doğan oyuncuları da katarsak total 120+ oyuncu demek oluyor. Yani turnuvadaki ortalama 10 oyuncudan birisi Fransız pasaportuna sahip. Fransa Kupası için belki normal bir istatistik olabilir ama söz konusu Dünya Kupası olunca Fransa'nın altyapı gücünü bir kez daha görmüş oluyoruz. Tüm bu oyuncular arasında en önemlisi ise şüphesiz Mbappe. Senegal maçına hiç de istediği gibi başlayamayan süper yıldız Olise'nin pasında bir anda araya girip golünü attı. Takımı golü yiyip paniğe düştükten saniyeler sonra ise olağanüstü bir gol ile maçı bitiren Mbappe yıldız oyuncunun ne demek olduğunu tekrar göstermiş oldu. Bu iki golle Dünya Kupası totalinde 14 gole ulaşan Mbappe, Messi ile sadece 2026'nın değil tüm zamanların en golcüsü olmak için çetin bir mücadeleye girecek.
Her turnuva "futbolu eve getirmek" için sahaya çıkan İngiltere de galibiyetle başlayanlar kervanına girdi. 40 yaşındaki Luka Modric önderliğinde eski jenerasyonlarından çok daha mütevazi bir kadroyla buraya gelen Hırvatistan karşısında özellikle ilk yarıda zorlansa da kaptan Harry Kane'in iki golü galibiyeti getirdi. Kaleci Livakovic özellikle ikinci yarıda Hırvatları maçta tutmak için elinden geleni yapsa da İngiltere'nin akınları karşısında bir noktada pes etmek zorunda kaldı. Ancak başta İngiliz medyası olmak üzere çoğu yorumcu ilk yarıdaki oyunun ardından Türkiye benzeri bir şekilde "kapanan takımları nasıl açacağız" eleştirileriyle gündeme geldi. Özellikle Foden ve Palmer'ın kadroya alınmayışı bu eleştirilerin dozajının yükselmesinde kilit role sahip. İngiltere hala diken üstünde ilerliyor ve olası bir puan kaybında ısıtılıp gündeme sunulmayı bekleyen onlarca kaos onları bekliyor.
Genel hatlarıyla 4 çeyrekli futbol düzenine alışmakla geçen bir ilk haftayı geride bıraktık. Turnuvanın en büyük sürpriz takımı Curaçao belki Almanya'ya 7-1 yenildi ama o attıkları tek goldeki sevinç gerçekten görülmeye değerdi. Curaçao için bile halen gruptan çıkma umutlarının olduğu bir düzlemde 48 takımın tamamı son 32 için inanılmaz iki maç daha oynayacaklar. Hesapların iyice sıkılaştığı, çalınan bir yanlış düdüğün bir ülkenin kaderiyle oynayacağı kritik bir döneme giriş yaptık. Veteran yıldızlar, genç yıldız adayları ve bolca sansasyonuyla 2026 Dünya Kupası şaşalı bir başlangıç yaptı, umarım son düdüğe kadar da bu heyecanı yaşamaya devam edebiliriz.

© 2025 Scrolli. Tüm Hakları Saklıdır. Scrolli Medya A.Ş
