0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
%

Pattaya:

Arzunun sınırsız coğrafyası

Ece Uygan

Pattaya, sadece bir tatil beldesi değil; küresel kapitalizmin insan bedeni üzerindeki en çıplak ve pragmatik deney sahası olarak bilinen bir bölge. Burası, Batı’nın post-modern yalnızlığı ile Doğu’nun hayatta kalma içgüdüsünün her gece Walking Street’in nemli betonunda birbirine çarptığı devasa bir "serbest bölge" denilebilir. 1960’larda Vietnam Savaşı’ndaki Amerikan askerlerinin "dinlenme ve rehabilitasyon" (R&R) durağı olarak doğan bu sahil kasabası, bugün milyarlarca dolarlık hacmiyle Tayland ekonomisinin hayati omurgasını oluşturuyor. 2024 verileri, turizm gelirlerinin gayrisafi yurtiçi hasılanın %11,5’ini oluşturduğu Tayland’da, seks sektörünün dolaylı payıyla birlikte GSYİH’nın %12’sine (yaklaşık 25 milyar dolar) ulaştığını gösteriyor. Pattaya, bu devasa borsanın tartışmasız merkez üssü olarak öne çıkıyor.

Walking street: Duyuları felç eden bir laboratuvar

Tayland’ın turizm başkenti Pattaya’nın güney ucunda, yaklaşık bir kilometrelik bir asfalt şeridi olan Walking Street, modern dünyada haz ve ticaretin en keskin kesişim kümelerinden birini oluşturuyor. Caddenin her iki yanını saran devasa hoparlörlerden yayılan bas sesleri, zihinsel odaklanmayı imkansız kılan fiziksel bir baskı aracı olarak işlev görüyor. Sokağın kaotik yapısı elbette tesadüfü değil, muhakeme yeteneğini zayıflatan ve hazzı satın alınabilir, hızlı bir meta olarak konumlandıran profesyonel bir mekan mühendisliğini beraberinde sunuyor

Sokağın en sert simgesi olan "Ping Pong Show" broşürleri, sıradan bir restoran menüsü gibi her yoldan geçene uzatılıyor. Bu performanslar, kadın bedenini nesne odaklı bir akrobasiye (vajinal kasların kullanımıyla fırlatılan pinpon topu, dart oku veya sigara gibi gösteriler) indirgeyerek sokağın en çıplak dışavurumunu oluşturuyor. Bu sistem, bebek arabasıyla gezen ailelerin, sırt çantalı genç gezginlerin ve her yaştan turistin tam ortasında, hiçbir gizleme gereği duyulmadan icra ediliyor. Çünkü seks turizmi Pattaya'da kapalı kapılar ardında saklanan bir sır değil, sosyal hayatın, ve gündelik rutinin her anıyla iç içe geçmiş, kanıksanmış bir normalite.

Sokağın sınırsızlığı, "Dunk Tank" gibi gösterilerde en karanlık hâlini alıyor. Platformda oturan bir kadını attığınız topla suya düşürmek için para ödediğiniz bu sahneler, parayı verenin yerel özne üzerindeki mutlak fiziksel hakimiyetini bir eğlenceye dönüştürüyor. Buradaki haz, aslında kadının suya düşmesi değil, turistin o düğmeye basma gücü. Eğlence, artık başkasının haysiyetini kısa süreliğine askıya alabilme lüksüne dönüşüyor. Sokağın dışındaki bu karnaval havası, Go-Go barların kapılarından içeri girildiğinde daha sistematik bir endüstri hâlini alıyor. Go-Go barlar, arzunun her türlü fetişle paketlendiği birer üretim hattı gibi. Genellikle yüksek bir platformun etrafına dizilmiş koltuklar ve merkezde dans eden onlarca kadından oluşan bu mekanlar, bakışın tamamen merkeze odaklandığı sert bir seyir düzeni sunuyor. Her barın lise üniformaları, hemşireler veya süper kahraman kostümleri gibi değişen konseptleri mevcut. Kapıda ziyaretçileri içeri çağıran kadınlar, aslında lady drink (kadına ısmarlanan zorunlu içki) ve bar fine (kadını dışarı çıkarmak için işletmeye ödenen ücret) gibi kurallaşmış bir ekonomik sistemin ön yüzünü yansıtıyor.

Sokağın küresel demografisi

Walking Street, sadece Batılı turistin değil, son yıllarda baskın hale gelen Hintli, Orta Doğulu ve Rus turist gruplarının da kendi gettolarını yarattığı hibrit bir mekânına dönüştü. Sokağın bir tarafında yüksek sesli Bollywood şarkılarının yankılandığı Hint diskoları yükselirken, diğer tarafta nargile dumanlarının kapladığı Arap restoranları ve gece kulüpleri yer alıyor. Bu demografik çeşitlilik, sokağın haz pazarını da bölümlere ayırıyor. Batılı yaşlı turistler daha çok "Girlfriend Experience" (GFE) odaklı bar köşelerini tercih ederken, kalabalık gruplar halinde gezen genç Hintli ve Orta Doğulu turistler, sokağın o seyirlik ve gürültülü karnaval havasını, Dunk Tank gösterilerini ve büyük dans kulüplerini tüketiyor. Bu durum, Walking Street'i sadece bir seks turizmi merkezi değil, farklı kültürlerin arzularını ve güç gösterilerini sergilediği kozmopolit bir kaos ortamına dönüştürüyor.

Masaj sektörü: Şehrin kılcal damarları

Walking Street’in neon ışıklı ve gürültülü ortamından çıkıp yan sokaklara geçtiğinizde, karşınıza çok daha yaygın bir sistem çıkıyor. Pattaya’da masaj, sadece bir rahatlama hizmeti değil; on binlerce kadının çalıştığı ve seks turizminin şehir geneline yayılan en büyük koludur. Bu sektör, profesyonel masaj ile seks turizmi arasındaki sınırı, dükkanların dış görünüşüyle belli eden sessiz bir kurala bağlamıştır. Bu farkı anlamak için ne tabelalara ne de broşürlere bakmaya gerek vardır, kentin mimari dili her şeyi anlatır. Standart masaj hizmeti sunan yerlerin camları tamamen şeffaftır ve içerideki masaj yatakları ve parlak ışık dışarıdan net şekilde izlenebilir. Buna karşın, seks turizminin bir parçası olan ve "Happy Ending" (masajın sonunda cinsel bir hizmetle biten süreç) vadeden salonların camları ya koyu filmle kaplıdır ya da perdelerle dış dünyaya tamamen kapatılmıştır. Bu opaklık, içeri adım attığınız anda "masaj" başlığının sadece bir ön hazırlık olduğunu bildiren görsel bir koddur. Happy ending, burada gizli bir yeraltı faaliyeti değildir; aksine, masaj sonrasında masör ile müşteri arasında hızlıca karara bağlanan bir prosedürdür.

Görünmez kelepçeler ve tıbbi denetim

Pattaya’daki pırıltılı eğlence kurgusunun mutfağında, askeri bir disipline yakın bir denetim mekanizması hüküm sürer. Bu sistemin iki temel sütunu vardır: Ekonomik disiplin ve tıbbi kontrol. Go-Go barların kapısından giren bir kadın, artık sadece bedeninin değil, her saniyesinin ve her hücresinin denetlendiği bir üretim hattının parçasıdır.

Mekan içindeki hayat, "fine" adı verilen ağır para cezalarıyla yönetilir. Mesaiye geç kalmak veya sahnede yeterince güler yüzlü görünmemek kadının kazancına el konulmasıyla sonuçlanırken, sistem bu baskıyı tıbbi bir zorunlulukla mühürler. İşletmelerin "güvenli haz" imajını korumak için uyguladığı "Pink Card" (Pembe Kart) sistemi uyarınca, her kadın düzenli cinsel sağlık testlerine girmek zorundadır.   Buradaki cinsel sağlık politikası, işçiyi koruyan insani bir hak değil, pazarın "ürün kalitesini" sürdüren bir işletme stratejisidir. Sistemin en nesneleştirici unsuru olan "Bar Fine" ise bu tablonun finalidir. Turist, işletmeye bir ücret ödeyerek kadının mesaisini satın alır ve onu geçici bir süreyle mekanın demirbaşı gibi devralır. Isan’daki ailesine para gönderme mecburiyetiyle bu çarkın arasına sıkışan kadınlar için Pattaya, tıbbi denetim, ekonomik yaptırım ve duygusal tükenmişlik üzerine kurulu bir hayatta kalma disiplinidir.

Post-kolonyal fanteziler ve yalnızlığın emtialaşması

Walking Street’in mekanik şovlarından ve masaj salonlarının o sessiz mimari kodlarından süzülen bu sistem, aslında Batı’nın post-kolonyal fantezilerini seri üretime sokan devasa bir psikolojik fabrikayı besler. Burada pazarlanan şey sadece beden değil, aynı zamanda tarihsel bir üstünlük anlatısıdır. Batılı turist, kendi ülkesindeki modern sosyal dinamiklerin ve değişen toplumsal cinsiyet rollerinin yarattığı karmaşadan kaçarak, parasının gücüyle kurguladığı "itaatkar, sürekli gülümseyen ve hizmet eden" egzotik Asyalı kadın imajına sığınır. Sokaklarda ve barlarda gözlemlenen o "uysallık", bir karakter özelliği değil ekonomik eşitsizlik ve yoksulluk tarafından dayatılan profesyonel bir hayatta kalma performansıdır.

Sektörün en sofistike ürünü olan "Girlfriend Experience" (GFE), kadının sadece fiziksel varlığını değil, tüm duygusal kapasitesini ve zamanını metalaştırdığı uç noktadır. Go-Go barlardaki kısa süreli tüketimin ötesine geçen bu modelde turist, bir günlüğüne ya da haftalığına bir "eş" simülasyonu kiralar, birlikte yemeğe çıkılır, el ele yürünür ve sanki ticari bir bağ yokmuşçasına gündelik bir hayat senaryosu yaşanır.  Özellikle 50-70 yaş arası Batılı emekli erkekler için Pattaya, yaşlılık ve toplumda görünmez hale gelme korkusuyla yüzleşirken kaybettikleri, güçlü ve her şeyin merkezindeki erkek, rolünü yeniden kiraladıkları bir tiyatro sahnesine dönüşür. Burada satın alınan, sadece bir birliktelik değil, erkeğin kendisini hala arzulanan, sözü dinlenen ve otorite sahibi biri olarak görmesini sağlayan o geçici iktidar hissidir. Bu anlatıyı ayakta tutmak için ülkelerine döndüklerinde bile devam eden aylık para transferleri, aslında kadına değil, turistin kendi zihninde yarattığı "özel olma" fantezisine yapılan bir finansal yatırımdır. Pattaya bu yönüyle, yalnızlığın en saf haliyle paketlenip satıldığı, sömürgeci geçmişin kodlarının modern birer turistik hizmete dönüştüğü duygusal bir borsadır.

Isan’dan gelen iş gücü: Yoksulluk, ladyboylar ve Budist pragmatizm

Pattaya’daki bu devasa çarkın dönmesini sağlayan asıl yakıt, ülkenin kuzeydoğusundaki Isan bölgesinden gelen sessiz göç dalgası. Sektör, sadece Taylandlıları değil, Laos, Kamboçya ve Vietnam gibi komşu ülkelerden gelen ekonomik sığınmacıları da içine alan yaklaşık 200 bin kişilik devasa bir iş gücü havuzuna sahiptir. Ancak omurgayı Isan oluşturur, burası ülke nüfusunun üçte birini barındırmasına rağmen ulusal zenginliğin sadece %10’una sahiptir. Tarlalardaki kuraklık ve geçim sıkıntısı, gençleri Walking Street’e iten en somut etkendir.

18-24 yaş arası grup Go-Go barların vitrinindeyken, 30 yaşın üzerindekiler kentin daha ucuz bira barlarına veya Beach Road’un savunmasız freelancer bölgelerine itilirler. Bu çeşitliliğin en özgün parçası ise "Ladyboy" (Kathoey) kültürüdür. Tayland toplumunda "üçüncü cinsiyet" olarak kabul gören bu bireyler için seks turizmi, sadece bir kazanç kapısı değil, aynı zamanda kendilerini en görünür kılabilecekleri ve yüksek kazanç elde edebilecekleri bir pazar alanıdır. Ladyboy barları, Walking Street’in en popüler ve ekonomik hacmi yüksek noktaları arasında yer alarak sistemin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Pattaya’yı Batı’daki benzerlerinden ayıran temel fark, meselenin ahlaki bir yıkımdan ziyade pratik bir "borç ödeme" mekanizması olarak görülmesidir. Tayland’da süreç "Karma" ve "Liyakat" (Merit) kavramları üzerinden yürür. Bir seks işçisi için bu iş, bir ruhsal çöküş değil ailesine bakmak adına üstlenilmiş ağır bir sorumluluktur. Kazancının büyük kısmını memleketine göndererek kardeşlerini okutan veya köyünde beton bir ev yükselten kişi, inancına göre büyük bir iyilik işlemektedir. Bu bakış açısı, seks işçiliğini Tayland’ın yoksul bölgeleri için gayri resmi ama son derece işlevsel bir sosyal güvenlik modeline dönüştürür.

Devletin sessiz onayı: Bir suç ekonomisinin yasallaşma paradoksu

Pattaya’da sokağın ortasında işleyen bu devasa sistem, aslında Tayland’ın yönetim yapısındaki derin bir paradoksun sonucudur. Ülke yasalarına göre fuhuş 1960’tan beri resmen yasak  ancak bu yasa, devletin en büyük vergi dışı gelir kaynağını koruyan şeffaf bir perdeden ibarettir. Tayland Krallığı’nın muhafazakar ve geleneksel yapısı ile turizmin getirdiği vahşi kapitalizm arasındaki bu gerilim, yerel otoritelerin ve emniyet birimlerinin "sessiz onayı" ile çözülür.

Pattaya’da polis, sistemi denetleyen bir kolluk kuvvetinden ziyade, pazarın dengesini koruyan ve payını alan bir hissedar gibi hareket eder. İşletmelerden toplanan kayıt dışı ödemeler, yozlaşmış bir bürokrasinin en alt basamağından en üst kademelerine kadar uzanan devasa bir rüşvet ağı besler. Hükümet, periyodik olarak uluslararası prestiji korumak adına, temizlik operasyonları veya fuhuşun yasaklanması vaatleriyle baskınlar düzenlese de, bu eylemler genellikle neonların birkaç saatliğine sönmesinden öteye geçmeyen sembolik performanslardır. Devlet, yasal gri bölgeleri kasıtlı olarak korur çünkü tam yasallaşma monarşinin ahlaki imajına zarar verecek, tam yasaklama ise Tayland ekonomisi için geri dönülemez bir intihar olacaktır.

Sonuç: Bir "Mutlu Son" illüzyonu

Pattaya, neon ışıkları, opak masaj camları ve gürültülü caddeleriyle aslında kurgulanmış bir "serbest bölge"dir. Walking Street’in parıltısı her sabah söndüğünde, geriye ne satın alınmış romantik fanteziler ne de kurgulanmış mutlu sonlar kalır. Şafak vakti sokakta yankılanan tek gerçek, Isan’ın uzak bir köyüne gönderilecek nakit transferinin sağladığı hayatta kalma döngüsüdür.

Pattaya, ekonomik mecburiyetlerin, yozlaşmış bir devlet düzeni ile sömürülen insan bedeninin en ham haliyle takas edildiği hayatta kalma döngüsüdür. Burada insanlık onuru, her gece piyasa değeriyle yeniden tartılır ve her şey bittiğinde satın alınan şey asla sevgi ya da sadece seks değildir, parayı verenin, başkasının haysiyetini ve emeğini geçici bir süreliğine askıya alabilme lüksüdür. Ve bu lüks, Tayland’ın nemli asfaltında her gece devletin gözetimi altında yeniden paketlenip satışa sunulur.