0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
%

Küresel yapay zekâ yarışında Türkiye:

2030 vizyonu ne vadediyor?

Haber Stüdyosu

Türkiye'nin teknoloji odaklı kalkınma hedeflerinde tarihi bir adım olarak değerlendirilen "Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi", 13 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Beyoğlu'ndaki Rixos Tersane'de gerçekleştirildi. Zirvede, Türkiye'yi yapay zekâ teknolojilerinde sadece kullanıcı değil, aynı zamanda bu teknolojileri üreten ve yöneten lider ülkeler sınıfına taşımayı hedefleyen Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) kamuoyu ile paylaşıldı.

Zirve, devletin zirvesinden teknoloji liderlerine kadar geniş bir katılıma sahne olurken; dijital egemenlik, veri güvenliği ve küresel teknoloji tekellerine karşı geliştirilecek yerli stratejiler günün en çok tartışılan başlıkları oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan neleri vurguladı?

Zirvenin açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünyanın "hakikat ötesi" olarak adlandırılan yeni bir çağa girdiğine ve yapay zekânın olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne vurgu yaptı.

Bu yeni gerçekliğin temel dinamiği hâline gelen dijital dönüşümün, devletlerin kaderini belirleyecek seviyeye ulaştığının altını çizen Erdoğan, siyasi, askerî ve iktisadi gücün artık dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını belirtti. Cumhurbaşkanı, bu vizyon doğrultusunda dijital kapasitenin ülkeler için sadece bir teknolojik unsur değil, aynı zamanda caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu ifade etti.

Türkiye'nin bu teknolojik dönüşümü en erken fark eden ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, Ordinaryüs Profesör Cahit Arf'ın 67 yıl önce Erzurum'da sorduğu "Makine düşünebilir mi?" sorusuna atıfta bulunarak, bu zorlu teknoloji basamaklarını kendi öz kaynaklarıyla çıkmaya devam ettiklerini söyledi. Bu yolda atılan stratejik adımları da özetleyen Cumhurbaşkanı; 31 Mart'ta hizmete alınan 5G altyapısı, siber tehditlere karşı kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı ve 2024'te uzaya fırlatılarak Türkiye'yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yapan Türksat 6A'nın, ülkenin yapay zekâ atılımındaki temel dayanakları olduğunu vurguladı.

Geleceğe yönelik ekonomik hedeflerin büyüklüğüne de dikkat çekilen konuşmada, yapay zekânın sunduğu fırsatların "Türkiye Yüzyılı"nı dijital üretimin de yüzyılı hâline getireceği belirtildi. Yeni açıklanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı'nın kamu, özel sektör, üniversiteler ve araştırma merkezlerinin ortak katkısıyla hayata geçirileceğine değinen Erdoğan, bu süreçte harekete geçirilecek devasa kaynakların Türkiye ekonomisine üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını beklediklerini duyurdu.

Selçuk Bayraktar: ‘İnsanlık gönüllü bir dijital esaret düzenine sürükleniyor’

Zirvenin en dikkat çekici ve uyarıcı konuşmalarından birini yapan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, küresel teknoloji tekellerinin veri ve algoritmalar üzerinden kurduğu yeni tahakküm düzenine karşı sert eleştirilerde bulundu. Günümüzde ulusal bağımsızlığa yönelik en büyük tehdidin konvansiyonel askeri güçlerden ziyade dev veri merkezlerinden ve dijital platformlardan geldiğini savunan Bayraktar, insanlığın "gönüllü bir esaret düzenine" sürüklendiği uyarısını yaptı. Teknoloji şirketlerinin, kullanıcıların nörolojik eğilimlerini analiz eden algoritmalarla dikkat ekonomisi üzerinden bağımlılık yarattığını belirten Bayraktar, bu sistemlerin sadece davranışları yönlendirmekle kalmayıp bireylerin özgür iradesini de ipotek altına aldığını ifade etti.

Yüz binlerce işlemciyle çalışan devasa veri merkezlerinin artık yeni bir küresel güç unsuru hâline geldiğini ve verilerin buralarda toplanmasının stratejik riskler doğurduğunu vurgulayan Bayraktar, dijital bağımsızlığın korunması için acil çözüm yolları sundu. Bu küresel tekellere bağımlılığı kırmak adına Türkiye'nin açık kaynaklı yazılım ekosistemlerine yatırım yapmasının şeffaflık ve güvenlik açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Verilerin tek elde toplanması yerine kurumların kendi bünyesinde korunmasını sağlayan "dağıtık veri işleme mimarilerine" geçilmesinin, egemenlik haklarının dijital dünyada savunulması için en stratejik kalkanlardan biri olacağı ifade edildi.

Yapay zekâ geliştirme süreçlerindeki teknolojik vizyonunu da paylaşan Bayraktar, sadece devasa işlem gücüne ve büyük dil modellerine dayalı mevcut sistemlerin gelecekte yeterli olmayacağını savundu. Bunun yerine, insan beyninin düşünme mekanizmalarını örnek alan, daha düşük enerji tüketimiyle karmaşık problemleri çözebilecek melez yapay zekâ yaklaşımlarına geçilmesi gerektiğini belirtti. Çözümün uluslararası boyutuna da değinen Bayraktar, dost ve kardeş ülkeler arasında yapay zekâ, ileri çip teknolojileri, kuantum ve robotik alanlarında bilgi paylaşımına dayalı yeni bir "teknolojik dayanışma ittifakı" kurulması çağrısında bulunurken, bu bağımsız ve insan odaklı dijital geleceğin inşasında en büyük görevin TEKNOFEST kuşağı genç mühendislere düştüğünü vurguladı.

Strateji 2026-2030 dönemini kapsıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ve 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, kamu, akademi ve özel sektör koordinasyonuyla yürütülecek bir dizi hedefi içeriyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde uygulanacak olan plan, "fark et, istifade et, üret ve yönet" olmak üzere dört ana başlık altında toplandı. Strateji belgesinde, Türkiye'nin yapay zekâ teknolojilerinde kendi altyapısını kurması, hukuki çerçeveleri belirlemesi ve bu teknolojilerin farklı sektörlerdeki kullanım oranlarının artırılması hedefleniyor.

Planın eğitim ve iş gücü ayağını oluşturan "fark et" başlığı altında, toplumdaki yapay zekâ okuryazarlığını artırmaya yönelik adımlar belirlendi. Bu kapsamda hayata geçirilecek Ulusal Yapay Zekâ Okuryazarlığı Programı ile 81 ilde atölyeler kurularak, iki yıl içinde 5 milyon vatandaşa temel eğitim verilmesi planlanıyor. Endüstrinin nitelikli personel ihtiyacına yönelik olarak ise 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ile teknolojiyi iş süreçlerine entegre edecek 100 bin yapay zekâ uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi öngörülüyor.

Veri erişimi, yerli üretim ve altyapı yatırımları ise planın diğer odak noktalarını oluşturuyor. Sağlık, tarım ve savunma gibi alanlardaki en az 2 bin kamu veri seti Ulusal Veri Kütüphanesi aracılığıyla erişime açılacak ve kamu yatırım programlarında yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 oranında pay ayrılacak. 2030 yılına kadar veri merkezi kurulu gücünün en az 1 gigavata (GW) çıkarılması ve altyapı yatırımları için 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağın harekete geçirilmesi hedeflenirken; TÜBİTAK’ın "Bilge" modeli, T3 Vakfı-Baykar iş birliğiyle üretilen modeller ve HAVELSAN'ın "Main" platformu gibi Türkçe tabanlı büyük dil modeli çalışmalarına da devam edileceği açıklandı.

Teknopolitika yazarı Büşra Begçecanlı: ‘Türkiye kendi liginde değerlendirilmeli’

Zirvede açıklanan hedeflere yönelik değerlendirmelerde bulunan Gazeteci ve Teknopolitika yazarı Büşra Begçecanlı açıklanan stratejiye yönelik şöyle konuştu: "Planın toplumsal etki ve iş etkisi tarafındaki hedefler oldukça güçlü duruyor. Üretim tarafındaki detayların henüz sınırlı olması ise anlaşılır bir durum. Stratejik ve yüksek teknolojili üretimin doğası gereği bu alanın kapasite inşası daha uzun vadeli planlama gerektiriyor. Bu nedenle ilk aşamada daha çok altyapı ve insan kaynağı odaklı adımların ön plana çıkması doğal. Türkiye'nin yapay zekâ stratejisinin küresel bağlamda nereye oturduğuna dair farklı bir perspektif sunuyor."

Begçecanlı'ya göre, stratejiyi değerlendirirken en sık karşılaşılan yanılgı, planı ABD ve Çin gibi bu alandaki süper güçlerle kıyaslamak. Türkiye'nin kendi liginde, Güney Kore ve Avrupa ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Begçecanlı, ülkenin gerçek avantajının genel amaçlı devasa büyük dil modelleri üretmekten ziyade, sektörel dikey uygulamalara ve özellikle uç cihazlarda çalışan modellere odaklanmak olduğunu ifade ediyor.

Ölçek peşinde koşmak yerine devletin kontrol edebildiği alanlarda somut kapasite inşasına yönelmenin daha gerçekçi bir zemin sunduğunu vurgulayan Begçecanlı, zirvede de gündeme gelen "Teknolojik Dayanışma İttifakı" benzeri bölgesel koalisyonların önemine dikkat çekiyor. Yazar, yapay zekânın arkasındaki asıl itici güç olan enerji, işlem gücü ve veri merkezleri konusunda bu tür bölgesel iş birlikleri kurularak yeni bir küresel güç noktası oluşturulabileceğini belirtiyor.

Silikon teknolojilerinin karmaşık tedarik zincirinde Türkiye için farklı stratejik imkânlar yattığını da öngören Begçecanlı, Scrolli'ye şu ifadeleri kullandı:

"Gelişmiş çiplerin tasarımı, üretimi ve paketlenmesi bugün dünyanın dört bir yanına yayılmış, son derece kırılgan ve birbirine bağımlı bir ağdan geçiyor. Bu ağda en uç teknolojide küresel tekel kurmak çoğu orta güç için gerçekçi olmasa da zincirin belirli bir halkasında (uç yapay zeka sistemleri, legacy çiplerin paketlenmesi veya kritik entegrasyon süreçlerinde) güçlü bir konum ve hatta kısmi hakimiyet sağlamak mümkündür. Böyle bir durak, Türkiye’ye hem ekonomik değer hem de küresel tedarik zincirinde pazarlık gücü kazandırabilir. Bu yüzden yapay zeka stratejisi, sadece model geliştirmekle sınırlı kalmamalı. Bu yolun neresinde vazgeçilmez hâle gelineceğini tasarlamak üzerine kurulmalıdır."