0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
%

Giacinto Bosco:

Yerçekimine meydan okuyan düşler

Çağdaş heykelin önde gelen isimlerinden Giacinto Bosco, bronzu yalnızca bir malzeme olarak değil, mekân içinde nefes alan şiirsel bir dil olarak yeniden kurguluyor. Yerçekimine meydan okurcasına yükselen figürler, Ay’a uzanan merdivenler, havada salınan bedenler ve rüya ile gerçeklik arasında asılı kalan kompozisyonlar; sanatçının evreninde ağırlığı hafifliğe, durağanlığı harekete dönüştürüyor. Sicilya’nın dokusal belleğini Capri’nin mitolojik ışığıyla buluşturan Bosco, kayıp mum tekniğinin kadim disiplinini çağdaş bir özgürlük alanına taşıyarak heykeli yalnızca görülen bir nesne olmaktan çıkarıp hissedilen bir deneyime dönüştürüyor; izleyiciyi bakmanın ötesine geçmeye, hayal kurmaya ve kendi içsel yolculuğuyla yüzleşmeye davet ediyor.

Söyleşi: Melis Bayraktar

Bronz heykellerinizde kullandığınız kayıp mum tekniği hem sıkı bir disiplin hem de bir özgürlük alanı yaratıyor. Bu antik teknik size çağdaş sanatın hızlı değişen dilinde ne gibi olanaklar sunuyor ve onu modern bir estetikle nasıl yeniden yorumluyorsunuz?

Bosco: Heykel tarih boyunca çoğunlukla statik, ağır ve yere bağlı bir sanat olarak algılandı. Bronz ise doğal olarak yoğun ve sert bir malzemedir. Ancak kayıp mum tekniğiyle çalıştığımda, bu ağır ve rijit malzeme adeta yerçekiminden kurtuluyor. Figürler havada süzülen, hafif, mekânsal bir enerjiyi taşır hale geliyor. Bu teknik bana sadece bir zanaat değil, aynı zamanda özgürlüğün kendisini sağlıyor: figürler rüya gibi yükseliyor, izleyiciyi farklı bir algı düzlemine taşıyor. Modern estetik bağlamında ise klasik formu korurken boşluk, oran ve hareketi kullanarak yeni bir görsel dil oluşturuyorum. Bronz, hem geleneksel bir malzeme hem de hayallerimin uzantısı oluyor.

Eserlerinizde Ay, merdiven, salıncak ve sandalye gibi arketipler sıkça tekrar ediyor. Bu sembolik dil yaratıcı sürecinizde nasıl ortaya çıkıyor? 

Bosco: Bu nesneler, figürün ruh hâlini ve içsel yolculuğunu temsil ediyor. Bir salıncak yalnızca bir obje değil; ulaşılması imkânsız görünen bir hayale açılan bir araçtır. Tüm eserlerim rüya ile gerçeklik arasında ince bir denge kurar. İzleyici, bu nesneler aracılığıyla gündelik yaşamın sınırlarından çıkarak kendi içsel düş dünyasına çekilir. Ay’a uzanan merdiven ya da salıncak, hepimizin hayal ettiği yükselişi, ulaşmayı arzuladığı noktayı temsil eder. Bu arketipler izleyiciye kişisel bir yolculuk sunar ve evrensel bir duygusal rezonans yaratır.

Sevgi, denge ve kırılganlık temaları eserlerinizde yoğun olarak yer alıyor. Bu düşsel atmosfer bilinçli bir anlatı tercihi mi, yoksa içgüdüsel bir algı biçiminin dışavurumu mu?

Bosco: Tamamen içgüdüsel bir yansıma. Arzulamak ve hayal kurmak, tüm insanları evrensel bir paydada birleştirir. Onirik boyut, yaşamı benzersiz ve canlı kılan temel unsurdur. Bronz gibi ebedi bir malzeme bu görünmez düşler dünyasını somutlaştırır. İzleyici, eserle karşılaştığında yalnızca benim hayalimi değil, kendi arzularını, umutlarını ve hedeflerini de görür. Onu kendi hayatının yansımasıyla buluşturmak, sanatın en güçlü etkisidir.

Figürleriniz çoğu zaman uzatılmış, hafifletilmiş veya doğal oranlardan sapmış görünüyor. Bu biçimsel deformasyon ile kavramsal anlamı nasıl dengeliyorsunuz?

Bosco: Form her zaman düşüncenin hizmetindedir. Dinamik figürler, bir arzuya, bir hedefe veya hayale ulaşma anındaki içsel momentumu yansıtır. Anatomik oranlara sıkı sıkıya bağlı kalmak yerine, figürleri o yükselişi ve içsel sıçrayışı gösterecek şekilde şekillendiriyorum. Bir figürün kolu, bacağı, ya da gövdesi, ona özgü bir ritim ve enerji taşımalı; izleyici bunu gördüğünde sadece figürü değil, aynı zamanda içsel bir yükselişi de algılar.

Sicilya’nın melankolik ışığı, Milano’nun endüstriyel ritmi ve Capri’nin mitolojik havası eserlerinizin tonlarını ve dokusunu nasıl şekillendirdi?

Bosco: Geçmişte deneyimlediklerim ve bugün yaşadıklarım, yaratım sürecimi derinden etkiliyor. Sicilya köklerim her zaman var; estetik anlayışımı ve form seçimimi şekillendiriyor. Heykellerimin yüzey dokusu, güneşte kurutulmuş dikenli incir yapraklarından elde edilir. Bu organik doku, bronzun sertliğini yumuşatır ve izleyici ile doğal bir bağ kurar. Her yüzey, doğayla, toprakla ve belleğimle diyalog hâlindedir; heykel sadece bir obje değil, aynı zamanda bir hafıza taşıyıcısıdır.

İstanbul’dan Capri’ye kadar eserleriniz farklı kültürlerle buluşuyor. Uluslararası izleyicinin eserlerinizdeki temaları yorumlamasında farklılık gözlemliyor musunuz?

Bosco: Sanat evrensel bir dildir ve kelimelere ihtiyaç duymaz. Her izleyici, eseri kendi kişisel birikimi ve kültürel geçmişiyle yorumlar. İtalya’dan Türkiye’ye, Amerika’dan Asya’ya uzanan bu yorum çeşitliliği, eserin sonsuz anlam dünyasını ortaya çıkarır. Bu, sanatın evrensel doğasının ve insan ruhunun kolektif yankısının bir göstergesidir.

Kamusal alanlardaki heykelleriniz, yapıtın içsel şiirselliği ile çevresi arasında nasıl bir denge kuruyor? 

Bosco: Heykel, mekânla sürekli bir diyalog içindedir. Birçok eserim hareketlidir; rüzgâr onları devindirir ve manzara ile bütünleşir. Bazılarında ışık, mekânla kurulan bağın anahtarıdır. Kamusal alanda sanat, ancak mekânla derin bir ilişki kurup yeni bir anlam kazandığında değer kazanır. Yapıt, mekânın ruhunu solumalı ve izleyici ile bütünleşmelidir.

“Aphorisms of the Moon” seriniz rüya ile gündelik gerçeklik arasında bir köprü kuruyor. İzleyiciyle nasıl bir duygusal bağ yaratmayı hedefliyorsunuz?

Bosco: Her izleyici kendi arzusunu düşler. Sanat, hem evrensel hem de kişisel bir deneyim sunar. Gerçek ve rüya iç içe geçer; arzulanan hayale ulaşıldığında iki evren birleşir ve tek bir bütün oluşturur. Benim amacım izleyiciye bu bütünleşmeyi ve hayallerin ulaşılabilirliğini hissettirmek.

Dijitalleşme ve geçiciliğin hâkim olduğu çağımızda klasik malzemelere bağlı kalmanızın nedeni nedir?

Bosco: Modaları takip etmedim; çoğu gelip geçici. Bronz zamansız ve asil bir malzemedir, mermerle de son zamanlarda çalışıyorum. Önemli olan, fikri en iyi temsil eden malzeme ve teknikle sanatçı arasında kurulan derin bağdır. Malzemenin dürüstlüğü, sanatın kalıcılığını sağlar ve izleyiciye doğrudan his verir.

Sembolik sözlüğünüz ve heykel evreniniz gelecekte nasıl evrilecek?

Bosco: Sanat sürekli bir oluş ve değişim sürecidir. Heykel, kendi başına bir dildir ve ek açıklamalara ihtiyaç duymaz. Dil evrilse de eser, izleyiciyle doğrudan konuşur. Eserin kendi adına konuştuğu noktada, sanat gerçek gücüne ulaşır ve izleyici ile organik bir bağ kurar.