Futbolun en büyük şöleni, her dört yılda bir Dünya'nın her yerinden insanları aynı ana kitleyen Dünya Kupası nihayet geldi çattı. 23. kez sahibini bulacak olan turnuvada bolca ilk de yaşanacak. Esasen işin içinde Türkiye olunca genelde ilkler yaşanıyor. 2002 yılında ilk kez iki ev sahibiyle düzenlenen (Güney Kore & Japonya) turnuvada boy gösteren Türkiye bu kez de ilk kez 3 ev sahibiyle(A.B.D. & Kanada & Meksika) düzenlenen turnuvaya katılım sağladı.
2026'nın tek ilki ev sahipleri durumu da değil, turnuva aynı zamanda 48 takım ile birlikte gelmiş geçmiş en büyük Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak. 3 ülke, 48 takım bir araya gelince oldukça fazla maç da futbolseverlerle buluşacak. Bu maçların saatleri ise şüphesiz maçları izlemek isteyenler için içinden çıkılması güç bir bulmaca olacak. Takım sayısı artınca ister istemez sürprizler de bu dev sahneye çıkmaya başlıyor. Örneğin Çuraçao'nun turnuvaya büyük renk katacağı kesin.
Maç sayısının da artmasıyla birlikte grup sistemi de değişmiş durumda; 48 takım, 12 grupta mücadele edecek. Her iki grubun liderleri doğrudan gruptan çıkacak. Puan, atılan gol, yenilen gol, fair play (görülen kart sayısının azlığı) gibi detaylarla birlikte de 8 grubun 3. sırasında yer alan takımlar da adlarını son 32 turuna yazdıracak. Sonrasında son 16, çeyrek final, yarı final ve o büyülü an final bizimle buluşacak. Bu futbol festivaline yaklaşırken gruplara biraz daha yakından bakalım;
Meksika
Güney Afrika
Güney Kore
Çekya
Dört kıtadan, dört futbol ekolünün birbirleriyle mücadele edeceği A Grubu Dünya Kupası adına en çok yakışan gruplardan birisi. Gruptaki her ülke birbirini yenebilecek düzeyde, hepsinin bir futbol kültürü var ve hepsi en azından çeyrek final görme umuduyla yola çıktı. Buraya gelirken Danimarka'yı saf dışı bırakan Çekya bir sürprizi başardı. 2026 ile birlikte son dansını yapması epey muhtemel Heung-min Son'un önderliğindeki Güney Kore ise yer aldığı her turnuvada büyük sürprizler yapmayı başardı. Meksika ise şüphesiz ev sahibi olmanın avantajıyla kendisini ilk iki sıraya atmak isteyecektir. Muhtemelen diğer tüm rakipler için kapalı kutu olan Güney Afrika'nın performansı ise grubun kaderini belirleyen en önemli faktör olacak.
Kanada
Bosna Hersek
Katar
İsviçre
Bir diğer ev sahibi Kanada'nın yer aldığı B Grubu'nun en büyük sürprizi Bosna-Hersek oldu. Buraya gelirken Play-Off finalinde dört kez Dünya Kupası şampiyonluğu yaşamış olan İtalya'yı saf dışı bırakan Sarı-Lacivertliler kaptanları Dzeko önderliğinde gruptan çıkıp peri masalına devam etmek istiyorlar. Yugoslavya dağıldıktan sonra ilk kez 2014'de mücadele eden Bosna gruptan çıkamamıştı. Bu kez karşılarında ev sahibi Kanada ve İsviçre gibi iki iddialı ekip var. Katar ise son organizasyona ev sahibi olarak doğrudan katılmıştı. Asya elemelerinden bu turnuvaya katılmaları ise onların da sahada verecek birkaç cevabı olduğunu gösteriyor. Grubun olağan favorisi İsviçre ise genelde sağlam duruşuyla katıldığı her turnuvaya damga vurmaya aday bir takım. Eğer Katar beklenilen sürprizlerinden birini yapabilirse hiç beklenmedik bir şekilde ev sahibi Kanada daha grup aşamasında kupaya veda edebilir. Şüphesiz Kanada'nın erken veda etmesi de özellikle orada yapılacak maçlardaki atmosferleri doğrudan etkileyecektir.
Brezilya
Fas
Haiti
İskoçya
Her turnuvanın olağan favorisi Brezilya, 2026'nın en eğlenceli gruplarından birisinde yer alıyor. C Grubu'nun en büyük neşe kaynağı ise hiç şüphesiz Haiti olacak. Pek sürpriz yapması beklenmese de Haiti'nin burada yapacağı muhtemel 3 maç tüm ülke için büyük mutluluk kaynağı olacak. Brezilya adına en heyecan verici olaylardan birisi ise Neymar'ın kadroda yer alıyor olması. Sakatlıklar yüzünden son dansı kaçıracak mı derken Carlo Ancelotti'nin onu kadroya dahil etmesi dünya üzerindeki her futbol sever için son bir şölen fırsatı doğurdu. Yakın tarihin en yetenekli isimlerinden birisi olan Neymar umarım kazasız bir turnuva geçirir de onu son kez doya doya izleyebiliriz. Son Afrika Kupası'nın tartışmalı galibi/finalisti Fas ise yine dolu dizgin geliyor. Geçen organizasyonda yarı final oynayarak bir Afrika ülkesi adına zirveyi yaşayan Fas aynı başarıyı tekrarlarsa bile dev bir adım atmış olacak. Asırlardır İngiltere ile devasa bir rekabette olan İskoçlar ise Haiti maçından gollü bir galibiyet alıp en iyi üçüncü kontenjanı için şimdiden planlar yapmaya başladı bile. C Grubu çok farklı futbol ekolleriyle birlikte tam bir Dünya Kupası deneyimi yaşatacak gibi gözüküyor.
A.B.D.
Paraguay
Avusturalya
Türkiye
İçerisinde Türkiye'nin yer almasıyla birlikte gözümüz kulağımız D Grubunda olacak. Turnuvanın son ev sahibi Amerika ile aynı grupta olmak ayrı bir baskı yaratacak olsa da D Grubu turnuvanın en dengeli gruplarından birisi. Her dört takım da fizik olarak ön plana çıkıyor. İşin yetenek kısmında ise Türkiye'den Arda Güler ve Kenan Yıldız Amerika'dan ise Pulisic bu gruba damga vurmaya çok aday isimler. Her ne kadar süper yıldızları olmasa da gerçekten oturaklı bir futbol geleneği olan Paraguay ve Okyanusya'nın tartışmasız büyüğü Avusturalya da özellikle ülke dışında oynayan büyük isimlere sahipler. 24 yıl sonra nihayet Dünya Kupası özlemini gideren Türkiye ve yakaladığı jenerasyona bakınca çeyrek final aşağısı bir sonuç pek de iç açıcı değil gibi gözüküyor. Aynı şey ev sahibi Amerika için de geçerli. Zaten ülkede görece az olan futbol ilgisi Amerika'nın turnuvaya elenmesiyle birlikte tamamen dozajını yitirebilir. Avusturalya ve Paraguay ikilisi de en iyi üçüncülükten ziyade ilk iki için mücadele edecek takımlar. D Grubu maçları belki skor olarak izleyenleri tatmin etmeyebilir ama çataçat mücadele açısından oldukça keyifli anlara sahne gibi gözüküyor.
Almanya
Çuraçao
Fildişi Sahilleri
Ekvador
Turnuvanın en büyük sürprizlerinden Çuraçao'nun renk kattığı E Grubu bir diğer olağan favori Almanya'nın liderliğinde şekillenecek gibi gözüküyor. Turnuvaya katılırken eski Fenerbahçe teknik direktörü Dick Advocaat ile birlikte tarihin en büyük peri masallarından birini yazan Çuraçao sonraki süreçte epey çalkalandı. Advocaat'ın ailevi sebeplerden ötürü bıraktığı takım bir anda dağıldı. Sponsorlar Dick Advocaat'ın geri dönmemesi halinde desteği çekme tehditlerinde bulundu ve nihayet yeniden mutlu sonla buluştuk. Advocaat ile birlikte Çuraçao çok zor üç maç yapacak, üzerlerinde hiçbir baskı olmayışı ise en büyük avantajları. Üçte sıfır yapsalar bile tüm dünya onları ayakta alkışlayacak ve bunu sonuna kadar hak ediyorlar. Ekvador'da ise bir başka eski Fenerbahçeli Enner Valencia kaptanlık pazubandıyla son dans için sahaya çıkacak. 2022'de de ülkesi adına en önemli isim olan Valencia'nın söyleyecekleri özellikle Fildişi Sahilleri için bir anda üçüncülük hesapları anlamına geliyor olabilir. Zira buraya gelene kadar bazı eleştiriler alsa da Almanya için bu grupta liderlikten başka herhangi bir sonuç başarısızlık sayılacaktır. Bu yüzden epey üç maçta da disiplini elden bırakmadan galibiyet almaları çok yüksek ihtimal.
Hollanda
Japonya
İsveç
Tunus
Her organizasyona olağan favori olarak girmese de futbol sahnesinde asla göz ardı edilemeyecek olan Hollanda bir kez daha makus talihini kırmak için mücadele edecek. Pek çok olağanüstü jenerasyonla bir türlü kupaya uzanamayan Hollanda için günümüz kadrosu epey zayıf kalıyor. Özellikle grupta yapacakları ilk Japonya maçında alınacak çarpıcı bir sonuç bir anda Hollanda için erken veda anlamına bile gelebilir. 2002 Dünya Kupası'nın ardından futbol kültürü anlamında da çok yol kat eden Japonya Asya'nın en umut vaat eden takımı konumunda. Györkeres-Isak gibi turnuvanın en pahalı forvet tandeminden birine sahip olan İsveç için ise belirleyici olan faktör ne kadar attıklarından ziyade ne kadar yedikleri olacak. Victor Lindelöf önderliğindeki İsveç savunmasını zorlu bir sınav bekliyor. Afrika'nın futbol anlamında sessiz devlerinden biri olan Tunus da yine bir şekilde kendisini Dünya Kupası içerisine atmayı başardı. Sabri Lamouchi'nin öğrencileri çok büyük yıldızlar barındırmasa da kollektif oyun anlamında çok başarılı olduklarını defalarca ispatladılar. Grup aşamaları sona erdiğinde F Grubu içerisinde sürpriz görme ihtimalimiz epey yüksek duruyor.
Belçika
Mısır
İran
Yeni Zelanda
İlk maçını Kaliforniya'da Yeni Zelanda ile yapacak olan İran kamp yapmak için Amerika vizesi alamadı. Böylece G grubunun sansasyonel durumu daha ilk düdük çalmadan başlamış oldu. Orta Doğu futbolunun Asya elemeleri tarafında çok ciddi temsilcilerinden biri olan İran için bu turnuva sadece bir futbol organizasyonu olmayacak. Katıldıkları her organizasyonda korakor mücadele eden İran'ın Amerika'da karşılaşacağı düşman atmosfer de daha da kamçılayabilir. Hollanda'ya benzer bir şekilde olağanüstü kadrolarıyla hiçbir şey başaramamış olan Belçika ise yine yıldızlarla dolu bir kadroyla buraya geldi. Ancak bu sefer de "takım olamama" halinden mustarip olup sürpriz bir şekilde veda edebilirler. Karşılarında olaya vatan mücadelesi olarak bakan İran, Mohammed Salah önderliğindeki Mısır ve teknik kapasiteleri epey sınırlı olsa da olağanüstü bir fizik güce sahip Yeni Zelanda yer alıyor. Şüphesiz futbolseverler adına gruptaki en özel isim ise Mo Salah olacak, onun da muhtemelen son Dünya Kupası sahnesine tanıklık edeceğiz. Turnuvanın yeri, grubun yapısı da düşünülünce Mısır-İran ikilisinin el ele bu gruptan çıkması herkesi şoke eden bir gelişme olarak karşımıza çıkabilir.
İspanya
Yeşil Burun Adaları
Suudi Arabistan
Uruguay
Hemen hemen tüm spor kamuoyu İspanya'yı bu turnuvanın mutlak favorisi olarak gösteriyor. Özellikle son EURO 2024'de gösterdikleri performans ve içerisinde Türkiye'nin de yer aldığı Dünya Kupası Eleme Grupları performansı bu tahminleri pek de haksız çıkarmıyor gibi. Çoğu milli takımın aksine adeta bir kulüp takımı edasıyla saat gibi işleyen İspanyolları durdurmak neredeyse imkansız gözüküyor. Bielsa önderliğinde kabuk değişimi yaşayan Uruguay'ın ise İspanya'yı zorlayabilmesi için çok yol kat etmesi gerekiyor. Sürpriz ve renkli ülkelerden Yeşil Burun adaları ise Dünya Kupalarının gediklisi Suudi Arabistan ile birlikte en iyi üçüncü olabilir miyiz acaba diye aralarında bir maç yapacak gibi gözüküyor. Uzaktan bakınca İspanya, Uruguay, Suudi Arabistan, Yeşil Burun şeklinde tahmin yapılması en kolay grup H grubu gibi gözüküyor. Ancak son şampiyon Arjantin'i gruplarda deviren Suudi Arabistan daha önce futbolun sahada kazanıldığını çokça ispatlamış ülkelerden sadece birisi. Kim bilir belki H Grubunda maçlar sona erdiğinde Uruguay'ı turnuvaya veda ederken bile görebiliriz...
Fransa
Senegal
Irak
Norveç
2002 Dünya Kupası'na son şampiyon apoletiyle çıkan Fransa ilk maçını Senegal ile yapmış ve tüm dünyayı şok ederek sahadan 1-0 mağlup ayrılmıştı. Güzel bir tesadüf misali 24 yıl sonra yeniden Fransa turnuvadaki ilk maçını Senegal ile yapacak. İki ülke zaten futbol ekolü anlamında çok farklı yerlerde değiller. Senegal kadrosunda çok fazla oyuncu Fransa altyapılarından yetişme. Kadroya çağıralamayan oyuncularının kuracağı kadroyla bile Dünya Kupası favorisi olacak olan Fransa için ise işler daha duygusal kıvamda ilerliyor. Mbappe'nin Real Madrid ile yaşadığı krizli sezon, teknik direktör Didier Deschamps'ın turnuvanın ardından ayrılacak olması ve tarihin en ikonik futbolcularından N'Golo Kante'nin son dansıyla birlikte Fransa sadece rakiplerle değil kendisiyle de bir mücadele içerisinde olacak. Haaland-Sörlot arkalarında Odegaard üçlüsüyle olağanüstü bir hücum hattına sahip olan Norveç de tıpkı komşusu İsveç gibi ne kadar az yerse o kadar ileriye gidecek takımlardan birisi. Bu grupta en zayıf halka olarak gözüken Irak ise herhangi bir çelmesiyle potansiyel bir en iyi üçüncünün yolunu tıkayacağı için bir ülkenin kaderiyle oynayabilir.
Arjantin
Cezayir
Avusturya
Ürdün
Son şampiyon Arjantin'in sahne alacağı J Grubu aynı zamanda Ürdün'ün de ilk kez Dünya Kupaları sahnesine çıkmasına tanıklık edecek. Turnuvanın 48 takıma çıkmasına en çok sevinen ülkelerden birisi olan Ürdün grupta halkını sevindirmek adına bir sürpriz kovalayacak. Messi'nin son turnuvası olması sebebiyle bir burukluk yaşasa da Arjantin yine olağanüstü hücum hattıyla hem grubun hem de turnuvanın favorilerinden biri. Turnuvanın en kilit isimlerinden birisi olan Avusturya teknik direktörü Ralf Ragnick'in planları şüphesiz sadece bu grup için değil. Elindeki kadrolardan maksimum verim alma konusunda ihtisas sahibi olan kurt hoca Avusturya ile en azından son 16 hayalleri kurmaya başlamıştır bile. Her ne kadar son zamanlarda gözlerden uzak kalsa da Mahrez önderliğindeki Cezayir her turnuvanın sürprize açık ekiplerinden birisi. Özellikle Avusturya-Cezayir maçı grup aşamalarının taktiksel ve mücadele anlamında en dolu dolu maçlarından birisi olmaya aday gözüküyor.
Portekiz
Demokratik Kongo
Özbekistan
Kolombiya
Kağıt üzerinde her pozisyonda en donanımlı kadrolardan birisine sahip Portekiz için işler EURO 2016 dışında hiçbir zaman istedikleri gibi gitmedi. Ancak her turnuvaya da şampiyonluk parolasıyla gelmeyi ihmal etmiyorlar. Kariyer sezonu geçirmiş olan Bruno Fernandes ve nihayet Suudi Arabistan şampiyonluğu kazanmış 41 yaşındaki delikanlı Cristiano Ronaldo bu sefer kupayı kaldırmak istiyorlar. Özellikle Ronaldo gibi hayatı boyunca sadece kazanmak isteyen birisi için böyle bir veda inanılmaz olacaktır. 1000 gole doğru ilerleyen Ronaldo grup aşamasında Kongo ve Özbekistan maçlarını gözüne kestirmiş olabilir. Her iki ülkede buraya gelerek devasa bir başarıya imza atmış olsa da Dünya Kupası'nın iki büyük ülkesi Kolombiya ve Portekiz karşısında pek şansları yok gibi gözüküyor. Ancak turnuvanın güzelliğiyle birlikte en iyi 3. kontenjanı aralarında yapılacak maçı bambaşka bir değere taşıyabilir. Hele ki iki ülkeden biri grubun favorilerinden birine bir çelme çakarsa tarihlerinin en büyük başarısına doğru uzanan yola bir adım daha yaklaşabilirler. Şüphesiz bu grupta futbolseverler en çok Ronaldo'nun gol atıp, atmadığıyla ilgilenecek ama günün sonunda yine birlik olmayı başaramayan bir Portekiz görürsek de kimsenin şaşıracağını sanmıyorum.
İngiltere
Hırvatistan
Gana
Panama
Kendi yarattıkları baskıdan İngiltere kadar etkilenen başka bir futbol ülkesi var mı tartışılır. Ancak İngilizler her zaman olduğu gibi "Futbolu evine getirmek" için sahaya çıkacaklar. 2026 Dünya Kupası'nın son grubu L Grubu ise en çekişmeli gruplardan birisi olarak İngilizlere her türlü zorluğu çıkarmaya hazır. Harry Kane önderliğinde çok iyi bir jenerasyonla buraya gelen İngiltere'de özellikle Cole Palmer gibi birkaç ismin kadroda olmaması şimdiden gündem oldu bile. Üstüne üstlük bir de ilk maçlarını daha önce canlarını 2018'de yakmış Hırvatistan ile oynayınca İngiliz basını şimdiden Tuchel'in kellesini almak için sıraya girmiş gibi gözüküyor. Büyük maestro Luka Modric de yine 2026 ile birlikte olağanüstü bir Dünya Kupası kariyerini arkasında bırakacak. Afrika'nın en inatçı takımlarından Gana da fizik gücüyle grupta her şeyi yapabilecek takımlardan birisi. Panama için ise olay biraz daha bulunduğu yerin keyfini çıkarma durumunda. Yine de futbol olan yerde umut asla bitmeyeceği için onlar da Gana maçına potansiyel bir en iyi üçüncü olma amacıyla sıkı sıkıya sarılacaklardır. İngiltere eğer gruptan lider çıkamazsa bile kendi kendini yemeye başlayacağı için bu grupta yaşanacak her olay, atılacak her golün sansasyonu epey eğlenceli olacaktır.
12 grup, 48 ülke, 48 ayrı beklenti ve her taraftarın içerisinde barındırdığı sonsuz umut ışığı. Futbolun en zevkli arenası, üç farklı ülkede çok farkı saat diliminde dünyanın her bir köşesini yine bir araya getirmek için geliyor. Hayal kırıklıkları, peri masalları, fantastik golleri ve bolca unutulmaz anısıyla 2026 Dünya Kupası gümbür gümbür geliyor. Bir futbolsever için rüya gibi bir döneme çok az kaldı. Umarım turnuvanın sonunda "Ne maçtı ama!" diyebileceğimiz bolca anımız olur.

© 2025 Scrolli. Tüm Hakları Saklıdır. Scrolli Medya A.Ş
