0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
0
1
2
3
4
5
6
7
8
9
0
%

Burjuva gibi mi burjuva mı?

Süleyman Karan

Türkiye'de servet el değiştirip büyürken, 'burjuva' kültürü neden geride kaldı? Ali Sabancı'nın 960 milyon dolarlık 'fakirliği' üzerinden bir sınıfsal analiz... Süleyman Karan, Scrolli için yazdı.

Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali İsmail Sabancı, Fast Company Türkiye'nin İstanbul’da düzenlediği 'CEO Council' etkinliğinde, "Herkesin maddi emelleri var, bir şey söyleyeyim mi? Benim de maddi emellerim var. Ben geçinemiyorum. Yani arzu ettiğime kıyasla geçinemiyorum" dedi ve sosyal medyada fırtına koptu. Türkiye ağır bir ekonomik krizden geçerken ve milyonlar yoksullukla imtihan olurken, aksi de pek mümkün değlidi. 

Tepki çok normal, çünkü Türkiye nüfusunun en yüksek gelir elde eden yüzde 20'lik kesimini bir köşeye koyarsak, geri kalan yüzde 80'i pandemi öncesine göre çok yoksullaşmış hissediyor. His diyoruz ama his falan değil, acı gerçek bu... Kaldı ki bu yüzde 80'in yarısı, yeni zamdan sonra açlık sınırının altında kalan 28,075 T’lik asgari ücrete talim edecek. 

Onlardan da kötü durumda olanlar, asgari ücretin altında ücretlerle çalışan ve tam olarak sayısını bilemediğimiz çalışan kesim. Beterin beteri ise emekliler: En düşük emekli maaşı olan 16,881 TL ve civarında bir maaşla geçinmek zorunda olan emeklilerin toplam emekliler içindeki oranı yüzde 70! 

Hâl böyle olunca, 960 milyon dolar kişisel serveti olan bir zenginin böyle cümleler kurması, haklı olarak büyük tepki çekti. Bu durum tepki gösterenler açısından “Zenginin parası züğürdün çenesini yorar" deyişine denk düşse de Ali Sabancı'nın ruh hali başka; onunkisi "Zengin fakirin halinden anlamaz." Yani açıkçası çok da şaşılacak bir durumla karşı karşıya değiliz.

Türkiye'nin en zengin 5 kişisi

Herkesin kıyası kendi çevresine göre

Sabancı kendisini kendi ligiyle kıyaslıyor öncelikle... Ve bakıyor ki hâlâ dolar milyarderi bile değil! 'Forbes Türkiye Dolar Milyarderleri Sıralaması'nda onun adı yok. 

Türkiye'nin en zengini Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker'in 5.5 milyar dolarlık servetinin yanına bile yaklaşamıyor ve büyük olasılıkla, Esas Holding'in faaliyet alanları ve finansal yapısı göz önüne alındığında, çok büyük bir sürpriz olmazsa ömrü boyunca ilk sırada yer alamayacak.

Milyonerler doğal olarak hayallerini milyarderlere imrenerek kurar. Galiba, Ali Sabancı biraz da örtük biçimde bunu ifade etmeye çalışıyor.  Yani aslına bakarsanız, o en zenginlerin ikinci liginde şampiyon olmaya çalışan bir iş insanı.

Etkinlikte yaptığı konuşmada, sadece bu 'tatminsizliği'nden söz etmiyor. Bir yandan da Esas Holding'in cirosu ya da kârıyla kendi servetinin aynı şey olmadığını vurguluyor. "Biz takriben bir hesaba göre 9 milyar dolar varlık yönetiyoruz. Bunun yüzde 15’i kadar eski lafla 'başkasının parası'. 1 milyon dolar yatırım yapan da var, 500 milyon dolar yatırım yapan da var. Almanya’daki ekibimize yatırım yapıyoruz. Bunlar global oyuncular..." Yani "Hepsi benim değil ki..." diyor. Ve bu da doğru!

Dünyanın en zengin 5 kişisi

Coğrafya kader mi?

Nasıl ki emeklisi, asgari ücretlisi, satın alma gücü eriyen orta sınıfı bu ülkede yaşamaktan mutsuzsa, o da başka sebeplerle mutsuz. “Biz öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; çok doğal ‘Faiz ne olacak?’, ‘Enflasyon ne olacak?’, ‘büyüme ne olacak?’ diye odaklanıyoruz. Halbuki Londra’ya indiğin zaman orada sana pasaporttaki yetkili ‘Ziyaret amacınız nedir?’ dediğinde o zaman anlıyorsun gerçek dünyanın ne kadar büyük olduğunu" derken, daha fazla zengin olmamasının sebebini sanki "Coğrafya kaderdir" aforizmasına bağlıyor. 

Aslına bakarsanız, bu saptaması da bir açıdan doğru, bir açıdan ise bu ülkedeki fırsatlara haksızlık. İş yapış şekilleri, ekonomik büyüklükler, küresel yatırım fırsatları söz konusu olduğunda haklı... Ancak Birleşik Krallık'ta zengin bir aileden geliyor olsaydı bile, Türkiye'deki ucuz havayolu sektöründe hızla yükselen Pegasus Airlines gibi bir şirketi kurup bu hızda büyütebilmesi imkânsız olurdu. 

Ali Sabancı'nın fakirliği

Büyük olasılıkla pandemiden bu yana servetlerine servet katan Amerikalı, Alman, İngiliz, Fransız, Çin, Japon, Hint dolar milyarderlerinin kişisel servetleriyle kendisinin çok mütevazı kalan servetini kıyasladığından böyle cümleler kurmuş olmalı! Elon Musk'ın 342 milyar, Mark Zuckerberg'in 216 milyar, Jeff Bezos'un 215 milyar dolarlık servetleriyle kıyaslandığında, Ali Sabancı bayağı bir fakir! Şöyle söyleyebiliriz: 'Dünyanın En Zengin İnsanları' sıralamasında, ancak 3 bininciler seviyesinde kalakalıyor. 

Türkiye'de burjuva var mı?

Türkiye’de eski zamanlarda zenginler pek sevilmezdi. 1990'lara, hatta 2000'lere kadar birkaç istisna dışında Türkiye'nin en büyük holdinglerinin sahipleri ağızlarından çıkacak her lafı birkaç kez tartar, öyle konuşurdu. Mesela Koç Holding'in kurucusu Vehbi Koç, her zaman tasarruftan söz ederdi. Sabancı Holding'in başındaki Sakıp Sabancı, neredeyse hiç konuşmayan babası Hacı Ömer Sabancı'nın tersine bol bol konuşurdu. 

Ancak, her konuşmasında, "Ben de sizden biriyim, sıradan bir insanım" demeye getirirdi. Kibiri varsa da gömmeyi çok iyi bilirdi ve cidden sevilirdi de... Yine her ikisi mütevazı olmak zorunda olduklarını bilirdi. 

Avrupa ya da ABD'den Türkiye gelen biri bu ikisini görse "Bunlar mı bu ülkenin burjuvaları?" diye hayrete düşerdi. Onlar yeni yeni gelişen bir ülkenin ilk zenginleriydi. Burjuva gibi davranmak ya da davranmaya çalışmak ikinci kuşağın sorumluluğuydu.

Çağın ruhu: Gösteriş, sansasyon, kabalık… 

Bir-iki istisna dışında aklıma o kuşaktan burjuva davranışları ve alışkanlıkları sergileyebilen bir zengin gelmiyor. Eczacıbaşı ve Koçman, belki bir de Süren aileleri haricinde... İşte ikinci kuşak en zenginlerin bir bölümü onları örnek alarak burjuvalaşabildi.  Galiba bunu en iyi başaranlardan biri de Rahmi Koç oldu. Böyle birkaç isim daha sayabiliriz o kadar... Giyim-kuşam, hitabet, rafine zevkler ve sofistike bir hayat genel olarak zenginlerin becerebildiği bir şey olamadı. 

Üçüncü kuşağın ise kendini kasmasına gerek kalmadı! Çağın ruhu gösteriş, sansasyon ve kabalık üzerine kurgulandığından, 2000'ler, hele 2010'lardan sonra her şey değişti. 

Bugünün zenginliğini temsil eden üçüncü kuşak, biraz anne ve babalarının sayesinde, daha iş başına gelmemiş dördüncü kuşağın lümpenliğini, kabalığını ve toplumdan kopukluğunu yaşamasa da, ebeveynlerine göre daha agresif, megaloman ve tatminsiz özellikler taşıyor. Holdingleri neredeyse batamayacak kadar büyük olduğu için, başka başka alanlarda boy gösteriyorlar. Kimisi futbol, kimisi sosyal sorumluluk, kimisi kültür-sanat alanlarında. Faydalısı da var, elini attığı yeri kurutanı da!

Çoğu için bu alanlar da bir yarış pisti; kim daha iyi kulüp yönetir, kim daha uluslararası sergiye sponsor olur, kim eğitime en fazla desteği saylayan sivil toplum kuruluşunun kurucusudur? Toplumsal hayattaki varlıklarının da böyle bilançosunu çıkarıyorlar. Hiç yoktan iyidir, çünkü bu burjuva davranışsal özelliklerin genelde pozitif dışsallıkları var.

Para değil büyümek!

Ancak Ali Sabancı ve onun gibi bazı üçüncü kuşak temsilcileri işkolik yönleriyle öne çıkıyor. Mesele para değil, mesele hedefler... Hedefler de hep büyüme üzerine kurgulanıyor. İş dünyasının bir kutsalı varsa o da büyümek! Ciroda büyümek, yeni faaliyet alanlarına yatırım yapmak, kâr marjlarını yüksetmek... Hep çıta bir yükseğe konacak ya, o sebeple! Sabancı kişisel servetinin 1 milyar dolara çıkmasının Pegasus Airlines'ın büyümesine bağlı olduğunu biliyor. Yani o milyar dolarlık olduğunda, Esas Holding de büyük olasılıkla en büyük şirketler sıralamasında bir-iki basamak tırmanacak. Anlayacağınız onun derdi, para değil, büyümek. Anlayacağınız dedim de, aslında hiçbir zaman anlayamayacağımız bir ruh hâli belki de. Anlamak için en zengin ailelerin üçüncü kuşak bir ferdi olmanız gerek!