Rusya’nın epiteti; epitetin Rusya’sı

Navalni’nin cezaevinde sona eren hayatı

Alara AI fotoğrafı
Alara AI sizin için özetliyor

Barış Mutlu
16 Şubat, 2024

Tarih boyunca iktidara dönük ifadelerinin teyidi gibi hayatını kaybeden (ya da kaybettirilen) insanların sonuncusu Aleksey Navalni oldu. Navalni son yıllarında yalnızlığa terk edilse de Rus taşrası haricinde önemli bir karşılığı olan; ülkedeki yolsuzluklara karşı çıkarken giderek sistemle karşı karşıya gelen; mart ayındaki başkanlık seçimleri için adaylığı geçersiz sayılan Boris Nadejdin’e göre “Rus halkının en yetenekli en cesur insanlarından birisiydi.” 

Rus ve Ukraynalıların karışık olduğu bir ailede dünyaya gelen Aleksey Navalni’nin çocukluğunda, iki ulus arasındaki duygusal ve siyasi sınırlar bugünkü kadar belirgin değildi. Gençliğe ilk adımlarını, Sovyetler’in enkazının arasından attı. Boris Yeltsin döneminin sonlarına doğru mezun olduğu hukuk fakültesinden sonra çeşitli şirketlerin avukatlığını yapmaya başladı. 

Fakat er ya da geç siyasetle kesişecekti yolu; bu da 2000 yılında oldu. 

Henüz 24 yaşındaki genç avukata göre, barajın öngörüldüğü yeni seçim sistemi adaletsizdi. Bu hamlenin o günlerin siyasi ortamında-kendine yakın bulmasa da- birleşik sağ cephe ve ‘Yabloko’ hareketi için tasarlandığı görüşündeydi. İki yıl içinde önce bölgesel meclise girdi, sonra Yabloko’nun başkentteki idari amiri ve önemli liderlerinden biri oldu.  

Gençlik yıllarında Navalni. Kaynak: Reddit

2005 yılına gelindiğinde Navalni yavaş yavaş Yabloko hareketinden bağımsız bir yola giriyordu. Gençleri ve gençlik örgütlerini faaliyetlerinin merkezine koyan Aleksey Navalni, devlet kontrolündeki TV Centr’de yaptığı programla ciddi bir hayal kırıklığı yaşadı. Tartışma programı izlenme rekorları kırdı, yine de sadece iki kez yayınlanabildi. Navalni’ye göre programın yayından kaldırılmasının sebebi, söz hakkı verdiği bazı ‘sakıncalı’ şahıslardı. Bu hayal kırıklığı zamanla kendisini ‘iktidarın başına bela edecek’ sürecin de kapısını açtı.

Navalni’nin giderek aşırı sağcı gruplarla yakınlaşması, göçmenlik yasasıyla ilgili talepleri, ‘büyük Rusya’ hayali ve ırkçıların gölgesinde gerçekleştirilen ‘Rusya yürüyüşü’ mitingleri Yabloko yönetimi tarafından hazmedilemedi; tarafların birlikteliği 2007 yılında son buldu. Fakat bu arada Aleksey Navalni de kitle sahibi gençlik liderlerinden biri olmuştu. 

Otuzlu yaşların başındaki Navalni’nin bu ‘aşırılıkları’ kitlesinin büyümesiyle törpülendi. 2011 parlamento seçimlerinde gündeme getirdiği yolsuzluk iddialarıyla öne çıkan Navalni, artık soldan sağa birçok farklı kesim tarafından sahipleniliyordu.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in çeyrek asırlık iktidarında yaşadığı tek iç tehlike 2012 başkanlık seçimleri öncesindeydi. Mevcut yönetimden huzursuz kitleler büyük meydanları doldurmuş, her türlü baskıya rağmen sınırlı da olsa internet üzerinden buluşan muhalefet; karşısında ise halk nezdindeki itibarını tüketmeye yaklaşmış bir iktidar partisi. 

Aleksey Navalni ‘yeni genç liderler’ olarak öne çıkan İlya Yaşin ve Sergey Udaltsov ile birlikte bu muhalif dalganın ziyadesiyle parlayan isimleriydi. Sık sık gözaltına alınan, her miting girişimi engellenen bu isimler arasında Aleksey Navalni en inatçı olanıydı; aynı zamanda en açık sözlüsü. 

Kaynak: DepoPhotos

Navalni’nin sürecin anti demokratik olduğunu gerekçe göstererek aday olmadığı 2012 seçimlerinden önce yaptığı bir mitinge katılan 50 bin kişiye “Burada Kremlini alacak -ele geçirecek-  yeterli sayıda insan görüyorum” demişliği var. Aynı Navalni Rus siyasi literatürünü de aşarak Rusya benzeri her rejim için uluslararası düzeyde kullanılan bir cümle sarf ederek henüz 30’lu yaşlarının ortasında anonimleşmeye katkı sundu. Navalni’ye göre iktidardaki ‘Birleşik Rusya Partisi hırsızlar ve dolandırıcılardan müteşekkil’ idi. Batı basınında ‘crooks and thieves’ olarak sıkça kullanılan bu ifade Rusya’nın mevcut gerçekliğini daha belirgin bir hale getirmişti.

Seçimlerden hemen sonra parti kurmaya karar veren Aleksey Navalni, bu yolda da engellerle karşılaşacağını bildiğinden tüm süreci yol arkadaşları yürüttü. Sık sık ‘Halkın Birliği’ isimli hareketi desteklediğini söyledi, ama aleyhindeki ceza davalarını işaret ederek bu oluşuma katılmadı. Uzun bürokratik mücadeleler ne bu birliğe ne de sonradan açılan 'İlerleme Partisi’ ve benzerlerine yaşam şansı tanıdı. Navalni bu sistemde parti kurup iktidara gelmek bir yana; kurumsal varlığını bile sürdürmenin imkansızlığını anlamaya başlamıştı. 

Fakat bu arada Moskova belediye başkanlığı seçimleri, siyasi etkisinin somut görünümü açısından önemli bir fırsat sundu. Şehrin Sovyetler döneminden kalma başkanı Yuri Lujkov’dan sonra ‘göreve getirilen’ Sergey Sobyanin için de bir güvenoyu niteliği taşıyan seçimlerde Navalni de aday oldu. Sınırlı propaganda imkanı ve ciddi engellemelere karşı yüzde 27 oy alan Aleksey Navalni için bu halk tarafından verilmiş bir ‘devam et’ mesajıydı.

Bu mesajı gören ‘tecrübeli muhalif’ Boris Nemtsov, eski başbakan Mihail Kasyanov’la kurduğu ‘Parnas’ hareketine Aleksey Navalni’yi de dahil etmek istedi. Nihai amacı, ‘Putin muhalifi’ eski oligark Mihail Hodorkovsky ile Navalni’yi harekete eş başkan yapmaktı. Ama ömrü yetmedi; Kızıl Meydan’a birkaç adım mesafede silahla vurularak öldürüldü. Bu gelişme Nemtsov’un çabalarının ivme kazanmasını sağladı. Navalni ile Kasyanov anlaştı; Hodorkovski’nin ‘Açık Rusya’ isimli kuruluşu da açık destek sundu. Bir süre sonra bu hareket de Rusya’nın ‘yönetilen demokrasisi’ içinde kayboldu gitti.  

Boris Nemtsov. Kaynak: Valerij Ledenev (Flickr/Creative Commons)

2018 başkanlık seçimlerine giden yol da Navalni için tehlikelerle doluydu. Adaylığı üzerindeki hukuki tartışmalar, tekrarlanan hapis cezaları ve fiziki saldırılarla zenginleştirildi. Navalni’ye göre bunların tümü Kremlin tarafından organize ediliyordu. Nitekim Rusya Yüksek mahkemesi Aleksey Navalni’nin aday olamayacağını karara bağladı. Navalni ise bunun milyonlarca seçmeni yok saymak olduğunu belirterek ‘boykot çağrısı’ yaptı. Seçimi takip eden günlerde izinsiz mitingler gerçekleştirerek iktidarı gayrimeşru ilan eden Navalni, hemen her mitingin sonunda gözaltına alındı; hemen hepsi gösteri kanunlarına muhalefetten irili ufaklı hapis cezalarına çarptırıldı.

Bir sonraki yıl gerçekleştirilen Moskova Şehir Meclisi Seçimi’nde bağımsız adayları destekleyen Aleksey Navalni’nin siyasi gücünün irtifa kaybettiği görülüyordu. Fiziki şiddet, hapis cezaları ve sonu gelmeyen davalarla caydırılmaya çalışan sadece Navalni değil, aynı zamanda onun destekçileriydi. Hakeza 2020 anayasa referandumunda ‘Evet’ demenin Putin’e ömür boyu başkanlık yolunu açacağını ve seçimlerin usulsüz olduğunu savundu ama çabaları karşılıksız kaldı.

Aleksey Navalni çok zorladığı Rus demokrasisi içinde ne kendine istediği yeri bulabildi ne de yol arkadaşlarına alan açabildi. Ülkenin ücra köşelerinden birinde kendisini ölüme götürecek olan kesintisiz hapishane süreci ise Navalni’nin yolsuzluk dosyalarını belge-bilgi ve görüntüleriyle, herkesin anlayacağı basitlikteki metinleriyle internet üzerinden yayınlamasıyla başladı.

Aslında parlamentarizmden ümidi kesen Aleksey Navalni’nin seçtiği yeni metod, politik yaşamında da kendisine ana yakıtı sağlıyordu. Sadece sorgulayabilme ayrıcalığına sahip olabilmek adına büyük enerji şirketlerinde sembolik hisselere sahip olan Navalni, Transneft başta olmak üzere birçok şirketin devleti zarara uğrattığını ortaya çıkardı. İktidara yakın olan Viktor Vekselberg gibi oligarkları yayınladığı iddialara dahil ederek ‘araştırmalarında kimsenin ayrıcalık sahibi olmadığı’ mesajını verdi. 

Kremlin’deki önemli isimlerden İgor Şuvalov’un yanısıra Roman Abramoviç ve Alişer Usmanov gibi rejime hizalı dolar milyarderleri de Navalni’nin iddialarında başrol oynadı. Rusya Federasyonu’nda devlet başkanlığı yapmış olan Dimitri Medvedev ve Çeçenistan Başkanı Ramzan Kadirov da -kendi bölgesindeki şüpheli ekonomik faaliyetlerden dolayı- Navalni’nin hedefindeydi. 

Soldan sağa: İgor Şuvalov, Roman Abramoviç, Ramzan Kadirov, Alişer Usmanov, Dimitri Medvedev. Scrolli.co - Kolaj


Tüm bunlar yaşanırken bir dönem devletin büyük hissesine sahip olduğu havayolu şirketi Aeroflot’un yönetim kuruluna girdi. Medya patronu Alexander Lebedev Aeroflot’ta sahip olduğu yüzde 15’lik hissenin verdiği hakkı kullanarak Navalni’yi yönetim kurulu üyesi yaptı; fakat bir süre sonra baskılara dayanamadı ve Putin muhalifi bu ismi oğlu Yegor Lebedev ile değiştirdi. 

Politikaya atıldığı günden ölümüne kadar yakasını bırakmayan davalar arasında en önemlileri ‘Kirovles’ ve ‘Yves Rocher’ dosyalarıydı. Kirov valisine danışmanlık yaptığı dönemde hakim karşısına çıkan Aleksey Navalni, bir devlet kuruluşu olan Kirovles kereste şirketinden maddi çıkar sağladığı iddiasıyla yargılandı. Dava delil yetersizliğinden kapanmıştı. Fakat 2013 yılında tekrar açıldı ve Navalni ‘zimmetine 500 bin dolar geçirdiği’ suçlamasıyla 5 yıla mahkum edildi. 

Rusya’da faaliyet gösteren Fransız şirketlerinden Yves Rocher ile Aleksey Navalni’nin kardeşi Oleg Navalni arasındaki anlaşmada usulsüzlük olduğunu ileri süren federal savcılık hapis cezası talebinde bulundu. Avrupa’da ciddi bir boykotla karşılaşan Fransız firması anlaşma kaynaklı zarara uğramadığını ilan etse de Aleksey Navalni’ye 3,5 yıl hapis cezası verildi. 

İktidara mensup siyasetçi ve yorumcular dahi davanın temelsiz olduğunu belirtmiş; hedefin kardeşi üzerinden Aleksey Navalni’ye darbe vurmak olduğu görüşündeydi. Keza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Rus yargısının Navalni kardeşlere dönük kararını haksız bulmuş ve Rusya aleyhine tazminata hükmetmişti. Putin’in eski maliye bakanlarından Aleksey Kudrin, SSCB’nin son lideri Mihail Gorbaçov ve ünlü yazar Boris Akunin Navalni’ye dönük davaların temelsiz olduğu görüşünde birleşirken liberal demokrat (!) Vladimir Jirinovski cezaların ‘batıyla iş biriliği içinde olan şahıslar için bir ders’ olduğunu savunuyordu.

Mihail Gorbaçov. Kaynak: DepoPhotos


Navalni’yi son yıllarında ev hapsi ve tutuklamalarla durdurmaya çalışan iktidar, güvenlik güçlerine mukavemet ve izinsiz gösteri gibi gerekçelerin yanısıra genç liderin, politik organizasyonlarına yapılan bağışlardan para çaldığını da ileri sürüyordu. Dava sürecinde milyon dolarlardan bahsedilse de savcılık iddialarını ispatlayamadı. Aleksey Navalni ise politik arenada sağlayamadığı kitlesel hareketliliği internet üzerinden açıkladığı yolsuzluklarla yakalamaya başlamıştı.  Ukrayna Savaşı başlamadan çıkabilecek aykırı sesleri bertaraf etme yolunu seçen Kremlin, hapishanede varlık savaşı veren Aleksey Navalni’nin kendisine sorun olmayacağı kanaatindeydi. Buna rağmen savaşın başlamasıyla genç muhalif üzerindeki baskı arttırıldı. Zira Kırım’ın işgaline haklı gerekçeler bulabilen Navalni geniş ölçekli bu savaş karşısında tutumunu değiştirmiş; sürecin yolsuzlukları büyüteceğini savunmuştu. Kaldığı cezaevinden tüm Rusya vatandaşlarına ’savaş karşıtı eylem gerçekleştirmelerini öğütleyen’ Navalni ‘Ukraynanın doğusundaki Rus varlığını Sovyetlerin Afganistan işgaline’ benzeterek Kiev’e dönük saldırının mimarlarını bir kez daha öfkelendiriyordu. Seferberlik kararını sert şekilde eleştiren Navalni’ye göre Rus basını gerçekleri gizlemekten başka bir işe yaramıyordu.

Navalni’nin yolsuzluklar karşıtı kuruluşu FBK, Putin yönetimine bağlı 6 bin ismi afişe ederek ülkedeki rüşvet ve yolsuzluğun boyutunu bir kez daha gözler önüne sermişti. Savaşın yol açtığı hassasiyeti çok yönlü kullanan Kremlin fırsatı kaçırmayarak Navalni ve destekçilerini, ‘ajan’ ya da ‘vatan haini’ gibi yakıştırmalarla kriminalize etti. Bu kargaşa içinde ‘Putinin Sarayı’ isimli videosu yüz milyonun üzerinde izlense de Navalni’ye dönük kitlesel destek erimişti. 


2020 yılında seçim sistemine dönük yeni bir hamle için bulunduğu Sibirya’da zehirlendiği iddia edildi. Tomsk’tan havalanan uçağı Omsk’a acil iniş yaptı. Zehirlendiği iddialarının ispatı için kendisini zehirleyenleri arayan ve bulduktan sonra Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev’in ismini vererek bu operasyonu doğrulatan yine Aleksey Navalny idi. 


Zehirlendikten bir süre sonra tedavi için Almanya’ya uçtu. Burada verdiği röportajlarda mutlaka ülkesine döneceğini belirten Navalni, Kremlin’in kendisini Rusya dışında tutabilmek için her şeyi yapacağını ileri sürdü. 5 aylık tedavi sürecinin ardından ülkesine dönen Aleksey Navalni, Yves Rocher davası gerekçe gösterilerek tutuklandı. Açlık grevleri, sürekli tekrar eden hücre cezaları derken 2024 yılının 15 Şubat’ında öldüğü duyuruldu. 

Resmi açıklama Aleksey Navalni’nin ‘sabah yürüyüşünden sonra rahatsızlandığı ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı’ yönünde idi. Oysa olayı Kremlin’in yüzlerce yıllık pratiği üzerinden okuyanlar bu açıklamanın güvenilir olmadığında hemfikir. Devlet Başkanı Putin’e haber Çelyabinsk’teki fabrika ziyareti sırasında iletildi ama herhangi bir tepki alınamadı. Konuyla ilgili açıklama yapma görevi sözcüsü Dimitri Peskov’a düştü. Olayın soruşturulduğunu belirten Peskov, batılı devletleri suçlayıcı ifadelerle meseleyi geçiştirdi. 

Navalni ölmeden bir gün önce video aracılığıyla katıldığı duruşmada sağlıklı görünüyor.


Rus ana akım medyasında görüş belirtebilme özgürlüğüne sahip isimler de Navalni’nin ölümünü bu nokta üzerinden değerlendirdi. Rusya’da siyaset yapabilme ruhsatını taşıyanların büyük bölümü Navalni’nin belgelediği yolsuzluklar, gördüğü baskılar ve trajik ölümünü bir kenara bırakarak ‘sürecin başta ABD olmak üzere batılı merkezler tarafından kurgulandığını’ savundu. 

Siyaset sahnesine çıkarken ülkedeki adaletsizlikleri hedef alan Adaletli Rusya Partisi’nin lideri Sergey Mironov, acilen ‘propagandaya dönük tedbirler alınmasını önerdiği’ konuşmasında batılı devletlerin bu olayı kullanarak Rusya’nın üzerine geleceğini belirtti; olaydan Rusya düşmanlarının yararlanacağını ifade etti. Rus Dışişleri Sözcüsü Mariya Zaharova da adli tıp değerlendirmelerini beklemeden açıklama yapan batılı liderleri suçladı. Rusya Federasyon Konseyi’nin önemli isimlerinden Vladimir Cabbarov da ‘şanssızlık’ olarak nitelediği olayla ilgili Ukrayna lideri Vladimir Zelenski’yi hedefe koydu.

Daha liberal görünümlü yazar ve siyasetçiler Rusya’nın Ukrayna Savaşı’nda uzlaşma aradığı günlere ‘denk gelen’ bu olayı ‘manidar’ bulduklarını belirterek gelişmelerden savaşın uzamasını isteyenlerin fayda sağlayacağı yorumunu yaptılar. İktidar partisi milletvekillerine ise  konuyla ilgili konuşma yasağı geldi. 

Bu ağır atmosfer altında eski mensupları Navalni için sade bir başsağlığı dilemek isteyen Yabloko hareketinin temsilcisi Nikolay Rıbakov’un sözü katıldığı televizyon programının sunucusu tarafından kesildi ve siyasi tutuklularla ilgili ifadeleri engellendi.  


Rus basın tarihinde ağır bedeller ödeyen Novaya Gazeta’nın Nobel ödüllü yazarı Dimitri Muratov’a göre bu ölüm Navalni’nin son 3 yılda yaşadıklarının doğal sonucu: 

Eğer açıklandığı gibi ölüm sebebi kan pıhtısı ise bu doğrudan ona verilen hücre cezalarının sonucu. Ceza hücresi nedir? Hareketsizlik, düşük kalorili yiyecek, hava eksikliği ve sürekli soğuk. Aleksey Navalni 3 yıl boyunca işkenceye maruz kaldı. Doktorunun da bana söylediği gibi: vücut buna dayanmaz. Cezaevindeki sağlık çalışanlarının kamera kayıtlarını isteyeceğiz.”

Dimitri Muratov. Kaynak: DepoPhotos


Devlet Başkanlığı bünyesindeki insan hakları konseyi üyelerinden Eva Merkaçeva da olayı resmi yaklaşımın dışında kalarak yorumlamayı başaranlardan: 

Hücre cezasında 15 gün sınırı neden vardır? Çünkü doktorların da içinde bulunduğu bilimsel kurullar aşırı koşullarda bundan fazla kalmanın mümkün olmadığını kabul etmişlerdir. Hücreye ne sizi sıcak tutan kıyafetlerinizi ne yiyeceğiniz yemekleri götürürsünüz. Kişisel eşyalarınızı kullanamazsınız. Uygulamada görülen ne? 15 günlük ceza bitince bir 15 gün ceza daha veriliyor. Bu atlıkarınca sonsuza kadar dönebilir. Oysa bir kişi süresiz hücreye atılamaz. Eğer her seferinde ceza yenileniyorsa bu, mevcut kurumlarınızla yetersiz olduğunuz anlamına gelir. Psikologlarınız, sosyal hizmet uzmanlarınız bu durumla başa çıkamıyordur. Hücrede uzun süreli kalan insanlarla defalarca görüştüm. Hepsinde aynı döngü; önce kilo veriyorlar, böbrekleri iflas ediyor; sonra karaciğerlerinde hasar ve diğer organların kaybı.”


Aleksey Navalni’nin annesi ilk açıklamasında kimseden başsağlığı dilemesini istemediğini belirtirken eşi Yulia ölüm haberini Almanya’da aldı. Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan Yuliya Navalnaya eşinin ölümünden Kremlin’i sorumlu tuttu. Putin ve destekçilerinin mutlaka hesap vereceğini sözlerine ekledi. 

Navalni'nin eşi Yuliya


Dünya liderleri ve yabancı basın için yaşananlar konferansın ana gündem maddesiydi. ABD Başkanı Joe Biden bir kez daha Rus liderliğini ‘katil olmak’ ile suçlarken İngiltere Başbakanı Rishi Sunak ve Fransa lideri Emanuel Macron’un hedefinde Kremlin vardı. Rusya’nın müttefikleri (Belarus, Kazakistan, Tacikistan, İran, Suriye vs.) ve müttefiki saydığı ülkeler (Türkiye, Macaristan vs.) sessizliklerini korudu.


Rusya genelinde yüzlerce gözaltı bu kez de Navalni’nin ölümüne tepki gösterenlere dönük oldu. Bunların arasında Navalni için dini tören yapmaya yeltenen St. Petersburg’lu bir rahip de var. Yurtdışındaki protestolar ağırlıklı olarak Rusya elçilik ya da temsilcilikleri önünde gerçekleşti. Rus kültürüne yakın hisseden bazı Balkan ülkelerinde ise mum yakma ya da anıta karanfil gibi protesto sayılamayacak bazı itirazlar görüldü. 

Kaynak: DepoPhotos


İktidarı değiştiremese de ona yakın bir korkunun oluşmasında büyük rol oynayan Aleksey Navalni’nin ardından bireysel şekilde başlayan protestolar büyük şehirlerde kalabalıklaştı fakat kitleselleşemedi. 


Rusya’nın hemen her ilinde bulunan, siyasi baskılar sonucu hayatını kaybedenler anıtları ağırlıklı olarak Josef Stalin dönemine atıfta bulunuyor. Fakat Navalni’nin ölümünden sonra tepkili Rus vatandaşları ellerindeki karanfilleri bu anıta götürerek tarihin tekerrürden ibaret olduğunu gösterdi.

Tarih boyunca iktidara dönük ifadelerinin teyidi gibi hayatını kaybeden (ya da kaybettirilen) insanların sonuncusu Aleksey Navalni oldu. Navalni son yıllarında yalnızlığa terk edilse de Rus taşrası haricinde önemli bir karşılığı olan; ülkedeki yolsuzluklara karşı çıkarken giderek sistemle karşı karşıya gelen; mart ayındaki başkanlık seçimleri için adaylığı geçersiz sayılan Boris Nadejdin’e göre “Rus halkının en yetenekli en cesur insanlarından birisiydi.” 

Uzun Okumalar