Kopenhag’ta yürümenin bedeli

Kültür ve toplumsal hayat

Alara AI fotoğrafı
Alara AI sizin için özetliyor

Afşın Avcı

Eğer Kadıköy’ü tüm özellikleri, fiziki şartları, sokakları, iskeleleri ile Kopenhag şehrinin yerine taşıyabilseydik yeni Kopenhag en az üç kat daha fazla turist çekerdi. 

Kopenhag’ın en turistik bölgesi Nyhavn’a doğru yürürken aklımda bunlar var. Adı yeni liman ama kendisi yaklaşık 350 yaşında. Rengarenk binaların yanından iskelenin ucuna doğru yürürken, Kadıköy meydanının, Moda sahilinin, Bağdat Caddesi’nin bir an için Kopenhag’ın yerinde olduğunu düşünüp iddialı bir önerme ile başladım. Zaten bir Avrupa şehrine gittiğinizde günlük en az on beş bin adım atarsınız. Atmalısınız da… İlber Ortaylı’nın dediği gibi, yeni bir şehre gittiğinizde yerinizde durmayacaksınız, yürüyeceksiniz, keşfedeceksiniz.

Üç yüz yıldır değişmeyen sokaklar...

Peki, bu Avrupa şehirlerinde yürürken, birkaç günün sonunda bacaklarınızdan ayaklarınıza doğru süzülen o ağrının, sızının niye bu kadar uzun sürdüğünü düşündünüz mü hiç? Her şehirde olmuyorsa da arnavut kaldırımları ile bezeli, üç yüz yıldır değişmeyen sokakların olduğu şehirlerde sanki bu sızı biraz daha fazla. Yılın yarısından fazlasını 10 derecenin altında ve ıslak yaşayan bu şehirlerde hele bir de yağmura denk geldiyseniz kaldırımlardaki yüksekçe taşların üzerinde sek sek oynayarak yürümek durumunda kalırsınız. Şimdi taşlar yerine oturuyor mu? İşte bu Kopenhag ziyaretinde ben bu sızının nedenini buldum: Kargacık burgacık, yüksekliği aynı olmayan ve aralarında bolca santimi olan kaldırım taşları… Ayaklarımızın düşmanları. Bu kaldırımlara ne ayaklar dayanır ne de ayakkabılar.

Lüksten uzak duran şehir

Övmeye mi geldik yermeye mi? Her seyahat yazısı, gidilen yeri övmek ya da yermek zorunda mı? Amacım ne övmek ne de yermek… Kopenhag’ı bir turistin ziyaret ettiği bir şehir olarak değil, yüzlerce yıldır üşüyen ve ıslanan bir insan edasıyla resmetmek. Mesela bu şehir, 74,000 USD ile dünyadaki en yüksek dokuzuncu kişi başına düşen GSMH’na sahip olmasına(1) rağmen lüksten de bir o kadar uzak duran şehir. Bunu, şehirde bir tane bile Four Seasons, Ritz Carlton, Mandarin Oriental gibi lükslüğe damgasını vurmuş zincir markalara ait otelin olmamasından da anlayabiliriz. 

(Meraklısına not, dünyada iki Four Seasons ve iki Mandarin Oriental’ın olduğu tek şehir İstanbul. Evet Mandarin Oriental’ın ikincisi açılmadı henüz ama yolda.)

“Aman ha bisiklete dokunma”

Gelelim lüks arabalara; yok. Evet, Kopenhag’da kolay kolay lüks araba da göremiyorsunuz yollarda. Turistlerin her şehirde en çok tanıdığı iki kırmızı markanın başında gelen City Sight Seeing (diğeri de McDonalds’tır muhtemelen) otobüsüne binerseniz, bunu size gururla anlatıyorlar. Ama bu gururun arkasında yatan asıl sebep ise, ithal edilen araçların vergisinin %150’ye kadar çıkması. Fakat bunu vergilerimiz çok yüksek diye değil, biz sadeliği çok seviyoruz diye anlatıyorlar. Güzel bakış açısı. 

Sonuç mu? Tabii ki bisikletler. Havaalanından beni alan taksici Bilal Abinin ilk söylediği şey: “Burada her şeye çarp, aman ha bisiklete dokunma. Onların dokunulmazlığı var!” 

Gerçekten de, yaya geçidinde yayanın bisikletliye yol verdiği ender Avrupa şehirlerinden olabilir Kopenhag. Hatta bazı sokaklarda kendimi 60 santimlik kaldırıma sıkışmış bulduğumda, yoldan geçen bisikletleri izlerken şunu da düşünmedim değil; her millete kaderleri boyunca takıntı geliştirecekleri şeyler verilmiş…İtalyanlara hamur, Almanlara patates, İngilizlere monarşi ve Danimarkalılara bisiklet (ve evet Hollandalılara da).

Eski yapılarla yeni yapıların kardeşliği

Nyhavn’dan daha da ileri yürüdüğümde kocaman bir tiyatro salonu karşılıyor yolun sonunda: The Playhouse. Bu şehirde içine düşeceğiniz bir şey varsa o da mimariye olan saygı! Şehrin üzerine dizilen ufak mısralar gibi adeta tüm binalar; özenle ve uzun uzadıya düşünülerek yerleştirilmişler. The Playhouse’dan kanalın karşısına doğru göz attığınızda, eski yapılarla yeni yapıların kardeşliği de saygıyı hak ediyor doğrusu. Eğer şehrin biraz dışına doğru meyletme imkanınız varsa, CopenHill’e bir göz atmakta fayda var. Çöpten enerji üretmek için kurulmuş bu devasa fabrika aslında bir kayak pisti. Kar olsa da olmasa da, 85 metre yükseklikteki bu küçük zirveden aşağıya doğru keyifli bir yürüş veya kayak yapabilirsiniz. (2) Kayak yapmak istemiyorsanız, zirveye çıkıp Kopenhag manzarasına karşı kahvenizi de yudumlayabilirsiniz. İşte eğer, bir şehre gidecekseniz, o şehrin CopenHill’ini bulmanız lazım.

Yaratıcılığın proteine bürünmüş hali: Gasoline Grill

Burada yürümeyi artık yemeye bağlamamız gereken noktadayız. Evet İlber Hoca’yı dinliyoruz fakat, ne yazık ki benim yenilenebilir bir enerji döngüm yok. O yüzden Kopenhag’da en çok övülen ve önerilen yerlerin başında gelen bir mekanın yolunu tutuyorum: Gasoline Grill. Burası tam olarak yaratıcılığın proteine bürünmüş hali. Küçük ama iyi fikir, doğru uygulandığında neler olabileceğinin kanıtı.

Kopenhag’da yiyebileceğiniz en güzel burgerin de birinci adresi. Ticaretin en önemli kuralı söz verip daha sonra da o sözü tutmaktır. Bir restoranınız varsa bu sözün başında lezzet gelir ama orada bitmez, liste uzar gider. İşte Gasoline Grill verdiği sözlerde çok iddialı, özgüvenli. Ve tek yapmaya çalıştığı şey de sözünü tutmak, her gün yeniden başlayarak, burgerler bittiğinde de dükkanı kapatarak. Yani amacı sayılan burger adedini maksimize etmek değil, kalite odaklı kalarak müşteri memnuniyetini maksimize etmek… Mi acaba? Hayır değil. Çünkü şehrin envai noktasında başka Gasoline Grill şubeleri de var, havalimanı da dahil. Ama bu da güzel bir fikir, fikrin merkezini hep orijinal ve iddialı tut; ama fikri başka proxylere taşıyıp ölçeklendirebiliyorsan da bunu yap. 

Danimarka sadeliği ve kahvaltı

Eğer uzun bir süre Kopenhag’da kalacaksanız Türk yemeklerinden çok uzak sayılmazsınız. Hatta canınız çekerse bir serpme Türk kahvaltısı veya sucuklu yumurta bile yiyebilirsiniz. “Kopenhaglılar ne yiyor, onun tadına bakalım” derseniz de birkaç cevabım var. Aşağıda tüm önerdiğim mekanların içinde kahvaltı yapabileceğiniz güzel yerler mevcut. Fakat benim dikkat çekmek istediğim şey, Kopenhag kahvaltısı ile Türk kahvaltısının birbirine ne kadar tezat olabileceği. Sanırım birini dünyaya benzetirsek, ötekisi milyonlarca yıl boyunca asla suretini dünyaya göstermeyen ayın karanlık yüzü olacaktır. Peki bu sadelik, sadece kahvaltıda mı? Hayır. Danimarka sadeliği, veya başka bir deyişle yaşam biçimini anlamak isterseniz, Hygge denilen kültürü öğrenmeniz lazım. Bunun tam bir çevirisi yok, ama çok satan bir kitabının çevirisi var. Kütüphanede tutmalık, ara sıra da bakmalık hoş bir kitap. (3) Kitabın yazarı Meik Wiking öylesine başarılı olmuş ki, devam kitapları da ardı arkasına gelmiş. Kopenhag’da bir kitapçıya girerseniz, sadece buna benzer yazılmış yüze yakın kitaptan oluşan özel kategorileri görebilirsiniz.

Kütüphaneye elini kolunu sallayarak girmek

Kitapçıdan çıktığınızda kültür yüklemesine devam ediyorum. Kopenhag’ın hemen merkezinde yer alan Københavns Biblioteker(4), yani Kopenhag Kütüphanesi adresim. Yeni bir şehre gittiğimde oradaki kültürel hayatı en iyi anlayabileceğim yerlerden bir tanesi kütüphaneler. Ve genelde eğer Avrupa’ya gidiyorsanız, kütüphanelere elinizi kolunuz sallayarak girebilirsiniz. Kitap ödünç almayacaksanız, Kopenhag’ta da durum böyle. Kütüphanede bir iki saat geçirip, oradaki insanların kütüphane ve kitaplarla ilgili nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamak çok keyifli. Bir de o kadar yürümüşken, burada biraz dinlenmek de iyi gelir. Buradan sonraki adresim de güzel bir Kopenhag kafesi. Bununla ilgili de önerilerimi aşağıya ekledim. Siz bu noktalara göz atarken ben de elimdeki kitabı bırakıp az sonra yiyeceğim Danish Roll’u düşüneyim.

Kopenhag’da En Keyifli Kafe Önerileri

Memnun Kalacağınızı Düşündüğümüz Restoranlar

(1) https://www.worldometers.info/gdp/gdp-per-capita/

(2) https://www.architecturaldigest.com/video/watch/unique-spaces-inside-a-sustainable-power-plant-with-a-ski-slope-on-its-roof

(3) https://www.amazon.com.tr/Hygge-Danimarkalıların-Mutluluk-Hayatımızın-Bugündür/dp/6052992530/

(4) https://www.google.com/maps/place/Copenhagen+Main+Library/@55.6809097,12.5710922,17z

Uzun Okumalar