GTA serisi oyun sektöründe neleri değiştirdi?

Geçmişi yıllara dayanan kült oyun serisi, birçok oyuncunun dünyasında yeni kapılar açtı.

Alara AI fotoğrafı
Alara AI sizin için özetliyor

Oğuz Erdoğan
14 Mart, 2024

Üç harften oluşan bir isim kısaltmasının, GTA’nın, uzun adıyla ‘Grand Theft Auto’nun’ yani Türkçe ifade edersek ‘Büyük Araba Soygunu’ hikayesinin 30 yıla ulaşmak üzere olan geçmişine bakmak, oyun sektöründeki değişimi anlamamıza ışık tutacak. Başlıktaki soruya tek çırpıda, “her şeyi değiştirdi” diye yanıt vermek de mümkün ancak bu değişimin yarattığı etkiyi görmek istiyorsak bu kısa cevapla yetinemeyiz. Oyun sektörü ve oyuncular için GTA’nın önemin kavrayabilmek için, şimdi takvimi 25 yıl geriye saralım.

Kasım 1997'de Windows ve DOS için yayınlanan GTA, aslında o günler için çok sakin bir çıkış yapmıştı. Oyunun yartıcısı DMA Design’ın aklında çok daha basit bir oyun vardı. Oyunun geliştirmesine 1995 yılında başlanmış, 1 yıl gibi kısa bir sürede oyun tamamlanmıştı. Ancak oyun, istenilen seviyede değildi, bazı revizyonlar yapıldı ve 24 bit olarak 1997’de nihayet piyasaya çıktı. GTA çok kısa bir süre sonra da, sektöre çağ atlatan oyun konsolu Playstation’un katalogunda yerini aldı.

Efsanenin ardındaki Pac-Man izi

GTA'nın neyi başardığını anlamak için özünde ne olduğunu biraz açmak gerekiyor. GTA’nın ortaya çıkarken vizyonu; çizgi roman tarzı grafiklerle birlikte oldukça hızlı tempolu bir araba yarışı deneyimi yaşatmaktı. Hatta oyunun yapımcısı David Jones GTA'yı yaratırken Pac-Man'den epey etkilendiklerini dile getirerek hayranlarını epey şaşırtmıştı. Aslında, bu çok olağan bir durumdu. Zira 90'ların ortasında bugüne göre bambaşka bir oyun dünyası vardı ve PlayStation 1'in getirdiği 32 bit mimarisinin sağladığı görsellik, insanları büyülemeye yetiyordu. Günümüzde olduğu gibi tüplü televizyonun dibine gidip piksel sayan insanlar pek yoktu. Oyunların görselliği ve grafiğinden çok eğlencesinin ön planda olduğu zamanlardı. Nintendo'nun SNES ve N64 ile yakaladığı büyük başarı ve devrimsel oyunları kapıdaydı. İşte tam da böyle bir süreçte bilgisayar oyuncuları Half-Life'a kavuşmadan GTA'ya sahip olmuştu.

GTA’nın geliştiricisi David Jones

Milenyum çağıyla gelen oyun kültürü

1997’deki ilk GTA, üstten bakmalı, araba çalmalı ve çatışmalı bir oyun deneyimi sunuyordu. İlginç bir şekilde GTA, bu oyun tarzıyla, o dönem oyun medyasından geçer not alamadı. Ancak kısa sürede oyun tutkunları için  alametifarikası 'kaos yaratma özgürlüğü’ olan bir oyuna dönüşmeyi başardı. Çıktığı dönemin oyuncuları için heyecan verici bir deneyim sunuyordu, yıllar içinde bu deneyimi sürekli kılmayı ve her yeni serisiyle şaşırtmayı ihmal etmedi. GTA oyunlarının tamamında kullanılan haritalar temellerini bu ilk seriden aldı. Altı bölümden oluşan ilk oyunda Amerika'nın şehirlerinden esinlenen Liberty City (New York), San Andreas (San Fransisco) ve Vice City (Miami) kısımları yer alıyordu. Aradan 25 yıldan fazla süre geçti ve GTA halen bu üç şehir arasında gidip geliyor. Gelen oyunlar bu haritaları devasa boyutlar da genişletse de Liberty City ismi ve ruhu Rockstar tarafından da halen korunuyor.

İlk GTA Oyunu

Hazır Rockstar demişken artık yavaş yavaş milenyuma gelelim ama gelmeden hemen önce duralım. 1999 yılı video oyunları için artık bilgisayarın esas ortam olduğu bir dönemdi. Kasım 1998'de Half-Life çıkmış ve dünyayı kasıp kavurmuştu. Yaklaşık 1 sene sonra ipleri eline alan Rockstar yayıncılığında DMA Design çatısı altından 2. GTA oyunu bir güneş gibi doğdu. Bu kez bilgisayarla aynı anda PlayStation'a da gelen GTA 2 yine oyun medyasından ortalama notlar aldı. Ancak oyunun bilgisayar sürümü sadece Birleşik Krallık’ta 100.000'den fazla kopya satmayı başardı. Dan Houser tarafından yazılan oyun tıpkı ilki gibi izometrik kamerayla çeşitli şehirlerde araba hırsızlığı yaparak geçiyordu. Yani GTA'nın esas olayı ilk iki oyunda, adı gibi büyük bir araba hırsızlığı hikayesiydi. Kiliseye gidip dua ederek oyunu kaydedebiliyor ve çeşitli çetelerle çatışmaya girebiliyordunuz. 2 sene içerisinde epey büyük gelişmeler olsa da artık milenyum kapıdaydı ve GTA markası çok daha büyük bir atılım yapmak zorundaydı.

Mileynum çağında oyun oynamak bambaşka bir kültür haline gelmişti bile. Oyun kültüründe önceki 10 yılın esamesi okunmazken, 90'ların çoğu markası yeni döneme adapte olamayarak çökecekti. Ancak Rockstar bir devrim yaptı: Grand Theft Auto 3 ile birlikte artık sadece oyun sektörü değil oyun kültürü de yepyeni bir rotaya yöneldi. İlk iki oyunun tepeden bakan izometrik kamerası tarihe karışmış ve yepyeni bir oyun motoruyla üçüncü şahıs kamera açısıyla GTA 3 hayatımıza girmişti. GTA içerisindeki bu değişikliği bugün anlatmak gerekirse 'at arabasından inip, buhar motorlu arabaları es geçip günümüzün modern arabalarına binmek gibi’ diyebiliriz. Çünkü GTA 3'ün yarattığı etki tam olarak böyleydi.

GTA 3’le birlikte, oyuncular için, bir oyunun olmazsa olmazları sayılabilecek hikaye, görev gibi kavramlar da soyutlaşmaya başladı. Oyuncular, herhangi bir göreve takılmadan, oyun hilelerini de kullanarak, Liberty City sokaklarında sınırsız mermilerle çatışmalara girmenin keyfine varmıştı. Özellikle yaşı ilerlemiş bilgisayar oyuncuları için GTA 3'ün bolca araba sürmeyi gerektiren görevleri biraz sıkıcıydı.

Bu kez oyun medyasından da yüksek notlar alan ve artık bir başyapıt sayılabilecek GTA 3, ilk iki oyunun etkisini de aştı. Yeni bir oyun devri başlıyordu ve oyunun yapımcısı Rockstar bu devrin en büyük yıldızı olacağını GTA 3 ile kanıtlamıştı. Benzer dönemlerde çıkan Max Payne de olmasa üçüncül şahıs kamera açısı Rockstar'ın tekeline girecek düzeye gelmişti. Aradan çok uzun zaman geçmeden, oyuncular, kasvetiyle insanı boğan Liberty City'den bavulları toplayıp Vice City'nin rengarenk plajlarına göçeceklerdi.

GTA III

Vice City’nin farkı ne?

2002 yılında yine önce PlayStation 2'ye yaklaşık altı ay sonra da PC'ye gelen GTA: Vice City ise çıtayı arşa çıkardı. Kişisel görüşüm GTA: Vice City'nin halen serinin en iyi oyunu olduğu yönünde. Çünkü benim jenerasyonum için ASPIRINE (sağlık hilesi) ve LEAVEMEALONE (polisten kurtulma hilesi) yazmak tarifi imkansız bir hissiyat olmuştu. GTA 3'ün devrimleri biraz oynanış açısından test alanı görevi görmüştü. Esas devrimin etkileri Vice City ile yaşandı. Bu kez görevler tamamen aksiyon tabanlı olmuş ve keşfetmek için çok daha eğlenceli bir harita sunulmuştu.

Doğrudan doğruya Scarface filminin hikayesini kopyalayan Vice City'nin ana karakteri Tommy Vercetti ise sadece GTA serisi için değil, tüm oyun dünyası için gelmiş geçmiş en başarılı ana karakterlerden birisi olarak tarihe geçmişti. Toprağı bol olsun Ray Liotta tarafından seslendirilen Tommy'nin replikleri, tepkileri ve karakter gelişimi bir önceki oyunun ana karakteri olan hiç konuşmayan Claude'dan sonra GTA ile oyuncu arasında sadece kaos yaratmak için değil, hikaye anlamında da bir bağ kurulmasını sağlamıştı. Her ne kadar 3 ile arasında sadece bir sene gibi kısa bir süre olsa da Vice City tüm dünyayı derinden etkilemişti.

GTA Vice City

Türk dokunuşu: Ekonomik kriz zamanlarında Polat Alemdar macerası

Türkiye’de de kısa zamanda GTA bir çılgınlığa dönüştü. GTA: Türk City, GTA: Kurtlar Vadisi modlarla oyun bambaşka bir hal almıştı.  GTA’ya Türkiye’ye özgü Şahin, Doğan gibi araba modelleri ekleyebilmek, Tommy’i, Kurtlar vadisi karakteri Polat Alemdar’a çevirmek, oyun karakterine milli takım ve üç büyük futbol takımının formalarını giydirmek Türk oyun severlerinin o dönemki eğlencesiydi.

GTA’nın modlarla zenginleştirilebilmesi, bazı oyun firmalarının da iştahını kabarttı. Vice City'nin ardından diğer oyun firmaları ‘GTA - Killer’ olarak tanımlanan, GTA’dan daha iyi oyunlar yapma çabasına girişti. Tabi ki bu çabanın sonu hüsrandı.

2004 yılına gelindiğinde, teknolojideki gelişmeler oyun sektöründe de etkisini göstermeye başlamıştı. PlayStation 2’nin piyasaya çıkmasıyla, 4.7gblık veri içeren DVD’ler çalıştırılabilir hale gelmiş, oyundaki görsel efektler artmış ve oyunların boyutları da büyümüştü. Türkiye'de ise çoğu insan bilgisayarını 2001 ekonomik krizi ve devalüasyondan önce toplayabilmişti. Celeron işlemcili bu bilgisayarlarda Vice City'den sonraki oyunları oynamak adeta bir hayaldi.

Tam da bu dönemde Grand Theft Auto: San Andreas çıktı. 2005 yılında bilgisayar için piyasaya sürüldüğünde tam 6 CD'lik bir yükleme dosyasıyla geliyordu. Karşılaştırmak gerekirse GTA 3 tek CD, Vice City ise iki CD’yle gelen oyunlardı.

"Abi bu bilgisayar GETA açar mı?” sorusu San Andreas ile birlikte Türkiye’deki, genç kuşak bilgisayar oyuncularının jargonuna girecekti. Oyun, önceki serilere kıyasla köklü bir değişimi temsil ediyordu. Çünkü Vice City ve GTA 3'ün toplam haritasından daha büyük bir haritaya sahipti. Oyunda yapılacak bolca aktivite bulunmasının yanı sıra, ana karakterimiz CJ kilo alıyor, spora gidiyor, kas yapıyordu. Binaların içerisine girebilmek, pizza siparişi verebilmek olağanüstü detaylardı. ROCKETMAN yazıp sırta takılan bir jetpack ile göklerde süzülmek ise daha önce tahayyül bile edilemezdi.

GTA oynamaya San Andreas ile başlayanlar için bu yenilikler belki normaldi ancak serinin gelişimini bilen jenerasyon için, oyundaki her yenilik (örneğin şehirde çöp kutusunun yanındaki Kart Racing arabasının kullanılabilir olması) günlerce konuşulacak birer mesele oluyordu. Dönemin popüler forumlarında, San Andreas’ın gizemleri konusunda hararetli tartışmalar dönüyordu. Doğrunun, yalanla, fanteziyle ya da şakayla bir arada olabildiği bu tartışma forumlarında meydana çıkan binlerce efsane bugün bile oyuncuların sohbet konusudur.

Oyunun mekanik olarak yaptığı devrimi bir yana koysak da GTA’nın oyun kültürüne etkisi bakımından Vice City ve San Andreas’a rakip olabilecek herhangi bir dönem yaşanmadığını söyleyebilirim. Half-Life 1 ve 2 de çok yakın bir etki yaratmayı başarsa da GTA çok daha geniş bir yaş kitlesine hitap etmeyi başarmıştı. Driver 3’ün başarısızlığından ders almayan oyun firmaları, yine GTA kopyası işler için yapımcıları zorladı ancak geçen 20 yılda halen San Andreas’a denk bir oyun yapılabilmiş değil. Rockstar artık tahtında tekti ve bu da onlara sıradaki oyun için daha uzun süre çalışma şansı tanıyordu.

GTA Vice City - Kurtlar Vadisi Modu

Rockstar ve diğerleri

PlayStation 1 jenerasyonu izometrik GTA'lara, PS2 jenerasyonu GTA 3, Vice City ve San Andreas ile birlikte yaşayan bir dünyaya sahipti. Artık PlayStation 3 çıkmıştı ve NVIDIA ile AMD arasındaki grafik kartı yarışları da hız kesmeden devam ediyordu. 2008’in ortalarında PS3 ve XBOX 360 platformuna, kısa bir süre sonra da sorunlu bir şekilde bilgisayarlar için çıkan GTA 4 ise oyunun köklerine, yeniden  Liberty City kasvetine dönüyordu. Son iki oyun ile birlikte oldukça eğlenceli bir yapıya bürünen GTA serisi, 4 ile birlikte 180 derece dönerek, adeta bir Rus romanı atmosferi sunuyor ve Niko Bellic karakterinin hayatta kalma serüvenine odaklanıyordu.

GTA 4 gerçekten çok özel bir oyundu. Oyunun atmosferi ve hikayesi hayatın gerçekleriyle örtüşmeye başladığı için tüm GTA serisi içerisindeki en iyi gerçekçi fizik motoru da GTA 4'e aitti. Araç animasyonları, hızlanma ve fren sistemi, gerçekçiydi. Hızlı bir şekilde giderken kaza yapınca ön camdan uçmak gibi yenilikler, kasvetli oyun atmosferiyle birleşince, kaos sever GTA oyuncuları, bocalamıştı. Oyunun bilgisayar için optimizasyon anlamında büyük sorunlarla birlikte çıkış yapması da GTA’nın bilgisayar oyuncuları tarafında sorun yaşamasına neden olmuştu. Oyun konsollarının, bilgisayarlara karşı üstünlük kazanmaya başladığı bir dönemde olması ise GTA 4’ün önemli bir şansıydı.

GTA 4 çıkış haftasında, 500 milyon dolar barajını geçmeyi başardı. Doğal olarak sektörün satış rekorunu bir anda paramparça etmiş oldu. Tüm ödülleri de mıknatıs gibi üzerine çeken Niko Bellic ve bowling hastası kuzeni Roman'dan sonra Rockstar GTA 4 için iki farklı ek paket ile bambaşka hikayeler anlatmayı da ihmal etmedi. 2009 yılından itibaren oyun dünyası Rockstar ve diğerleri diye ikiye ayrılmıştı. GTA artık oyun sektörü içinde bir kıstasa dönüşmüştü. GTA’nın sunduğu kaliteye az da olsa yaklaşan bir oyun, ‘yılın oyunu’ adayı oluyordu. Sektörde ‘açık dünya oyunu’ geliştiren her firma için GTA 4'ün varlığı soğuk terler dökmek demekti. Peki ya bu oyunda bir de eli yüzü düzgün bir çoklu oyuncu desteği olsaydı?

GTA IV

Çevrimiçi toplu soygun deneyimi

‘Online (çevrimiçi) oyun', aslında GTA’yla özdeşlemiş bir konsept değildi. GTA tüm seri boyunca, tek kişilik bir macera ve eğlence sunmuştu. Ancak dönem ‘çevrimiçi oyunun’ yükselişe geçtiği bir dönemdi, WOW, Knight gibi çok oyunculu çevrimiçi RPG’ler ve CS tarzı FPS’lerin dışında da çevrimiçi oyunların büyük başarı kazanabileceği fark edilmişti. Rockstar gibi sektörün devi bu fırsatı kaçıramazdı. Ama GTA'nın koruması gereken bir mirası da vardı. İşte tam bu noktada Grand Theft Auto 5 (GTA V), oyunculuğun iki kısmını olağanüstü bir başarıyla tek potada eritmeyi başardı.

2013’de PlayStation 3 ve XBOX 360 için çıkış yapan GTA V asıl süksesini 1 yıl sonra PS4 ve XBOX One ile yaptı. PS3 ve X360 konsolları 2013 yılında miadını doldurmuş, sistemsel olarak yeni oyunlar için zayıf kalmışlardı.

2014 yılında PS4 jenerasyonu GTA V'in online dünyasıyla tanıştı, böylece bambaşka bir dönem başlamış oldu. Artık Rockstar için bir oyundan öte ellerinde bir canlı servis uygulaması vardı. ‘GTA 5 Online' tüm dünyada milyonlarca oyuncuya ulaştı. Oyun içi sanal para satmak yeni bir oyun yapmaktan çok daha ucuzdu ve getirisi de çok yüksekti. Shark kartlar deliler gibi sattıkça Rockstar’ın GTA 6'ya fazla vakit ayırmasına da gerek kalmayacaktı. Tabi ki  Rockstar’ın hakkını yememek gerek çünkü bu süreçte RED DEAD REDEMPTION 2 gibi oyun tarihinin gördüğü en büyük başyapıtlardan birine imza attılar.

GTA tarafında tüm olay, online ortamda üzerinden dönmeye başladı, rakipsizdi. Vice City ya da San Andreas döneminde "yüzlerce oyuncuyla aynı sunucuda beraber banka soygunu yapacağınız bir GTA oyunu olacak" deseler, en çılgın rüyaları gören oyuncular bile buna inanmakta güçlük çekerdi. İşte GTA tam olarak bunu başardı. 10 senedir hatta PS3'ü de sayarsak yaklaşık 11 senedir GTA 5, online oyun alanını domine ediyor. Her GTA oyununda olduğu gibi beşinci oyunun başarısından sonra da soygun temalı çok fazla oyun çıktı. GTA taklidi bu oyunların hiçbiri halen GTA 5’in yanına dahi yanaşabilmiş değil.

GTA V

12 yılın ardından, nihayet GTA 6

Şimdi ufukta serinin altıncı oyunu var ve nihayet Vice City sahillerine geri döneceğiz. Sızıntıları, çalınan bilgileri derken oldukça sıkıntılı günler geçiren Rockstar için GTA 6 tam bir "biz buradayız, sakin olun" mesajı olacak.

Artık sadece oyuncuların konuştuğu herhangi bir oyun değil, tüm dijital mecraların bir numaralı gündem maddesi olan, oyunla çok ilgili olmayanların bile yolunu gözlediği bir popüler kültür ürünü var karşımızda. GTA 6’nın yayınlanan ilk fragmanı sadece 22 saat içinde 85 milyon izlenme sayısına ulaşarak MrBeast videosunun 24 saat içinde en çok YouTube izlenme rekorunu (59,4 milyon) kırdı. Fragman videosu an itibariyle 167 milyon izlenmeyi geçmiş durumda. Oyunun çıkmasına bir seneden daha uzun bir süre olduğunu düşünecek olursak bundan sonra gelecek oyunla ilgili her içerik potansiyel bir rekor adayı.

Kuşkusuz, GTA dışında uzun soluklu oyun serileri de mevcut. Ancak Zelda'nın Nintendo Switch ile yaptığı devrimi bir kenara bırakacak olursak her oyunuyla bambaşka bir jenerasyonu kendine ait hissettiren başka bir oyun yok. Bundan sonra da olması pek mümkün gözükmüyor. Belki Nintendo'nun Mario, Zelda ve Pokemon serileri bu konuda GTA'ya rakip olabilirler ama iş global anlamda istikrarlı ilgi ve başarıya gelince GTA hem yaptığı devrimler, hem başka oyunlara ilham olmasıyla muhtemelen zirvede yer alacaktır.

GTA 6, 2025’de piyasaya çıkacak, henüz çıkış tarihiyle ilgili net bir bilgiye sahip değiliz.  Piyasaya çıktığında, serinin bir önceki oyunu GTA 5’in yayınlanmasının üzerinden tam 12 yıl geçmiş olacak. İki oyun arasında geçen bu uzun sürede teknolojide yaşanan devasa gelişmeleri düşündüğümüzde, GTA 6’nın oyun dünyasına neler sunabileceğini hayal etmek bile heyecan verici.

Uzun Okumalar