Futbolun kralı artık Kadıköy’de: ‘I am José Mourinho’

Fenerbahçe'nin beklentilerine 'intikam ateşi' yanıt verebilir mi?

Alara AI fotoğrafı
Alara AI sizin için özetliyor

Oğuz Erdoğan
1 Haziran, 2024

Türk Dil Kurumu'nun çevrimiçi sözlüğüne girdiğinizde ‘aykırı’nın karşılığı olarak şu tanımı verir: "doğru diye kabul edilmiş olana, ilkeye, kurala, alışılmışa uygun olmayan." Bu tanım size uzun geldiyse iki kelimeye de indirgeyebiliriz, Jose Mourinho. 

1963’te Portekiz’de dünyaya gelen ve hayatını futbola adayan Jose aslında pek de başarılı bir futbolcu değildi. 1980-1987 yılları arasında parlak olmayan bir futbolculuk kariyerinden sonra önce  Setubal'de alt yaş takımlarında görev aldı. Sonrasında Ovarense ve Estrela gibi takımlarda gözlemcilik, yardımcı antrenörlük gibi görevlerle futbola tutunmaya çalıştı. Jose futbolu pek sevse de futbol ona pek iyi davranmıyordu. Kurtarıcı İngilizler Jose'nin imdadına yetişti, 1993 yılında Bobby Robson'ın çalıştırdığı Sporting Lisbon'a tercüman olarak girdi bu süre zarfında Bobby Robson'ın teknik ekibi içerisinde yer aldı.

Tercümanlıktan teknik kariyere giden yol

Bir tercümanın teknik ve taktik konulara dahil olmasına pek alışkın değiliz, aslına bakarsanız bu çoğu antrenör için epey can sıkıcı bir durum bile olabilir. Ancak söz konusu isim Jose Mourinho olunca aykırılık olmazsa olmazdı. Ardından daha sonraları efsanesi olacağı Porto'da yardımcı antrenörlük görevini yaptı sonrasında Bobby Robson ile birlikte Barcelona'nın yolunu tuttu. Burada yine tercüman olarak görev yapsa da önce Sir Bobby Robson sonra da Louis van Gaal ile birlikte futbol perspektifini epey geliştirdi.

CV’sinde hiç hocalık deneyimi olmasa da yetiştiği okullar onu büyük bir potansiyel haline getirmişti.  Benfica bu fırsatı değerlendirmek istedi ancak kendisine sadece 3 ay tahammül edebildiler. Portekiz devi Benfica'dan tekme tokat kovulunca Jose Mourinho'yu simgeleyen ikinci sözcük hayatımıza girmiş oldu; intikam…

Mourinho, Guardiola ile birlikte Barcelona'daki tercümanlık günlerinde fotoğrafta yer alıyor.
Depophotos. #16739130

‘Ömer öldü artık Ezel var’ 

Kısa bir Leira serüvenin ardından Benfica'nın ezeli rakiplerinden Porto ile 2002'nin ocak ayında bir sözleşme imzaladı ve tüm futbol tarihini baştan yazmaya yemin etti. Ezel dizisindeki “Ömer öldü artık Ezel var” klişesinde olduğu gibi  2002 yılında Jose Mourinho öldü ve ‘The Special One’ doğdu. Her ne pahasına olursa olsun en büyük olmaktan başka bir ideali yoktu. Yaklaşık 1,5 sene sonra tarihler 21 Mayıs 2003'ü gösterdiğinde Jose Mourinho Porto ile ilk Avrupa Kupası'na uzanmıştı. Chris Sutton'lı Henrik Larsson'lu Celtic takımını 3-2 yenen Porto sayesinde, 1987 senesinden sonra ilk defa bir Avrupa Kupası kazanmıştı. 

Tabii ki bir adet UEFA Kupası Jose için hiçbir şey demek değildi. 2003-04 sezonu futbolda intikamın en yoğun olduğu sezonlardan birisiydi. Ronaldo transferi yüzünden Real Madrid'de forma şansı bulamayan Fernando Morientes'in formasını giydiği Monaco ile Jose'nin altın çocuklarından oluşan Porto takımı 2004 yılında karşı karşıya geldi. İki underdogun mücadelesinden 3-0 gibi net bir sonuçla Jose galip çıktı ve Şampiyonlar Ligini de hanesine yazdırmış oldu. Çok değil 4 sene önce kendisine sadece 10 maç tahammül eden Benfica'nın karşısına devasa bir canavar olarak çıktı ve Portekiz futbolunda "Benfica bir Avrupa devidir" tezinin yanına Jose Mourinho ismini adeta çiviledi. 

Mourinho, Porto'da kazandığı kupayla birlikte görünüyor.

Tam da o dönemlerde para saçmaya oldukça hevesli bir başkan olan Roman Abramoviç'in sahibi olduğu Chelsea soluğu Jose'nin kapısında çaldı. Bir sezon önce namağlup şampiyon olmuş Arsenal, genç Cristiano Ronaldo'yu nakış gibi işlemeye başlamış Sir Alex Ferguson'un dev Manchester United'ı gibi takımlar arasında dev bütçesiyle Chelsea de artık bir şampiyonluk favorisiydi. Ancak Jose Mourinho  favori olmak ya da olmamakla ilgilenen birisi değildi ve doğal olarak kazanmaktan başka çaresi yoktu. 

2004-2005 sezonunda Chelsea 95 puanla ezici bir şampiyonluk elde etti, sadece Manchester City deplasmanında 1 mağlubiyet aldılar ve o maçta da tek golü atan isim aynı sezonun devre arasında Fenerbahçe'nin yolunu tutacak olan Nicolas Anelka'dan başkası değildi. 95 puan, 1 yenilgi belki biraz "normal" gözükebilir ama Chelsea takımı o sezon boyunca sadece kalesinde sadece 15 gol gördü. 

'The Special One'

Ertesi sezon bu kez 91 puanla bir şampiyonluk daha kazanan Jose artık ada futbolunun da dev ismiydi. Zaten tam da bu dönemlerde onun için ‘The Special One’ yani ‘Özel Biri’ lakabı ortaya çıkmıştı. 2006-07 sezonunda Sir Alex Ferguson duruma el koydu ve Manchester United, yeniden zirveye yükseldi. Bu kaçan şampiyonluk Abramoviç ile Mourinho dostluğunu zedelemeye başlamıştı. 2007-08 sezonunda kötü bir başlangıcın ardından Jose Mourinho ile yollar ayrıldı ve yerine Avram Grant Chelsea'nin başına gitti. O Chelsea Fenerbahçe'yi çeyrek finalde eleyip Mourinho'nun Chelsea ile en çok arzuladığı kupa olan Şampiyonlar Ligi'ni kazanmaya çok yaklaştı ancak finalde Manchester United'a kaybetti. Ligde de United'ın 2 puan gerisinde kalarak şampiyonluğu kaçıran taraf oldular. 

İntikam Jose için çok önemliydi ve Chelsea yıllarında Barcelona'nın La Masia oyunlarına kafayı takmış durumdaydı. Aiser Del Horno'nun kırmızı kartından sonra söylediği açıklaması daha önce görev aldığı ve köklerini çok iyi bildiği Barcelona'ya karşı beslediği intikam duygusunun fitilini yakmıştı. 

"Barcelona bir kültür şehri, harika tiyatroları var.
Bu çocuklar da rol yapmayı öğrenmişler"
Mourinho

Sonrasında Calciopoli skandalının en karlı takımı Inter ile anlaşıp bu kez de Serie A'yı darma duman etmeye karar vermişti. Ancak zaten zor bela ayakta duran Serie A, Jose için çok da zor bir hedef değildi. O işin rekabet kısmında her zaman Avrupa'ya bakıyordu ve Inter'in ezeli rakibi Milan tam anlamıyla bir Avrupa Kupası canavarıydı. Çok değil Jose'nin imzasından 1 sene önce Atina'daki finalde Milan, Liverpool'u 2-1 yenerek yedinci Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kutlamıştı. Inter'in sadece 2 Şampiyonlar Ligi zaferi vardı ve bunlar 1964 ve 1965 yıllarında gelmişti. 

Mourinho, İtalya'da yılın antrenörü ödülü kazanırken.
Depohotos #15923847

45 yıl sonra Inter’e zaferi getirdi 

İlk sezon ligde işler tıkırında ilerlese de Şampiyonlar Ligi'nde eski kabusu Manchester United araya girmiş ve Inter'i son 16 turunda saf dışı bırakmıştı. Ancak 2009 model Inter tam bir Jose Mourinho takımı değildi, daha fazla intikam ateşi gerekiyordu. Ibrahimovic'i 20 milyon € + Eto'o'ya Barcelona'ya yollayan Inter o yaz Bayern Münih'ten Lucio, Genoa'dan Diego Milito ve Real Madrid'den Wesley Sneijder'i kadrosuna kattı. Üstüne bir de devre arası takıma Lazio'dan Goran Pandev eklenince Jose Mourinho'nun otobüsü artık kurşun geçirmez bir hâl almıştı. 

Real Madrid 2016-2017-2018'de üçleme yapana kadar modern Şampiyonlar Ligi'ni iki kere üst üste kazanan hiçbir takım yoktu. Jose'nin ezeli düşmanı Barcelona kimilerine göre tarihin en iyi kadrosuyla 2010 yılında bu başarıyı elde etmek için en büyük favoriydi. Zlatan'ın da gelmesiyle birlikte Pep Guardiola'nın ekibi yenilmez gözüküyordu. Tabii ki her firavunun bir Musa'sı olacaktı ve Tiki Taka'yı alt etme şerefi de muhakkak Special One'a ait olmalıydı. 

Yarı finalde karşılaştıkları Barcelona'yı tarihin en unutulmaz zaferlerinden birisiyle saf dışı eden Jose Mourinho'nun o eşleşmede oynattığı futbol ile ilgili binlerce analiz, milyonlarca yorum yapıldı. Ancak en akılda kalan an ise rövanş maçının son düdüğünün ardından Jose Mourinho'nun yaklaşık 100 bin kişilik Camp Nou'yu susturması olmuştu. İşte intikam bu kadar güzel bir histi ve Special One bir Avrupa zaferinde daha başrole kendisini yazdırmayı başarmıştı. Diego Milito'nun muhteşem performansıyla finalde Bayern'i de yenen Inter 45 sene sonra Şampiyonlar Ligi'ni müzesine götürüp bu kupayı son kazanan İtalyan takımı olarak anılmayı başardı. 

Mourinho, Barcelona zaferi sonrası Nou Camp'ta koşuyor.
Gettyimages

Zirve dönemdeki Barcelona'yı böylesine çıldırtan bir hocayı Real Madrid'in kaçırması da pek mümkün değildi. Mourinho'dan önceki sezon Los Galacticos v2 projeleri kapsamında Cristiano Ronaldo, Kaka ve Xabi Alonso gibi isimleri kadrosuna katan Real yine de Barcelona'yı geçmeyi başaramamıştı. Jose'nin ilk sezonu da Real Madrid'i mutlu etmeye yetmemişti. Hatta Pep Guardiola karşısında çaresiz kalan Jose'nin oynattığı futbol Real Madrid'e uyar mı diye tartışmalar bile filizlenmeye başlamıştı. Ancak 2011-2012 sezonunda Jose Mourinho'nun Real Madrid'i ligde tam tamına 100 puan topladı ve 121 gol attı. Rekor gollü ve puanlı bu şampiyonluk muhtemelen Jose Mourinho'nun sadece ulusal lige odaklandığında neler yapabileceğinin en güzel kanıtlarından birisiydi.

Jose’nin çöküşü

Ancak dünyada sadece Real Madrid için olsa gerek eğer Şampiyonlar Ligi kazanamadıysanız başarısız sayılabilirsiniz. Jose de bu muhteşem sezonun ardından sadece bir sezon daha dayanabildi ve Real Madrid'den ayrıldı. Bundan sonrası ise Jose'nin çöküşü ve elinde bir otobüs anahtarı ile kulüp kulüp gezmesini başlatan serüvenin habercisiydi. Kavgalı ayrıldığı Abramoviç ile geçici ateşkes yapıp tekrar Chelsea'nin yolunu tutan Jose, 2015 yılında kariyerindeki son lig şampiyonluğunu da burada elde etti. Bu kez Manchester'ın mavi tarafı City'i saf dışı bırakarak Premier League'yi kaldıran Jose ertesi sezon yine yönetim ve futbolcularla kavga edip Chelsea'den ayrıldı. Jose'nin gitmesiyle birlikte Chelsea'nin Mourinho döneminden önceki hocası Claudio Raineri'nin çalıştırdığı Leicester da tarihin en büyük peri masallarından birisine imza atarak ligi zirvede tamamladı. Mourinho'nun giderken bile taşıdığı tüm aykırılığı futbol dünyasına serpiştirmeye devam ediyordu. 


AI destekli haftalık haber özeti, her pazar e-posta kutunda

* zorunlu alan
İletişim izinlerinizi dilediğiniz zaman güncelleyebilirsiniz

Sonra büyük belası olan Manchester United'ın başına geçti ve Ferguson sonrası enkazı tamamlamak için varını yoğunu seferber etti. Mourinho belki de hayatında ilk defa ne yaparsa yapsın olmadığı bir süreç yaşıyordu ve Kırmızı Şeytanlar'ın laneti onu değiştirmişti. "Birinci değilsen hiçbir şeysin” mantığından "Manchester United ile ligde yaşadığım ikincilik kariyerimin en büyük başarısı olabilir" cümlesine geçiş United'ın bugün bile neden bu kadar aciz durumda olduğunun en büyük kanıtı olabilir. Yine de gruplarda Fenerbahçe ile karşı karşıya geldiği 2016-17 sezonunda UEFA Avrupa Ligi'ni hanesine yazdırıp bir Avrupa Kupası daha kazanmak onun için züğürt tesellisi olmuştu. 

Eşsiz bir CV

Sonrasında fecaat bir Tottenham performansı ile bir seviye aşağı düşen Jose en son Roma'da karşımıza çıktı. UEFA Konferans Ligi'nin ilk sezonunda Roma ile bu kupayı da kazanan Jose halihazırda dünyada eşi benzeri olmayan bir CV’ye de sahip durumda. 2023 yazında penaltılarla UEFA Avrupa Ligi canavarı Sevilla'ya hayatındaki ilk Avrupa Kupası finalini kaybeden Jose'nin arası bu olaydan sonra Roma yönetimiyle de açıldı ve 2024 yılının Ocak ayından beri işsiz durumda. 

Depophotos #18297030

Fener’in hasreti, Jose’nin intikam ateşi 

İşte böyle intikam ateşiyle harlanmış, aykırıklığı doruklarına kadar yaşamış, "Baskı altında mısınız?" sorusuna "Baskı altında değilim, evine ekmek götürmeye çalışan babalar baskı altındadır" diyecek kadar da kendine güvenen bir insan Jose Mourinho. 

Tam tamına 10 yıldır şampiyonluğa hasret Fenerbahçe'nin ise bu intikam ateşine bolca ihtiyacı var. Oynattığı futbol, çektiği otobüsler, savunması, kontra atağı bambaşka bir yazının bambaşka bir tartışmanın konusu. Jose Mourinho hiçbir zaman sadece bir teknik direktör değildi, bir duygu tamlamasıydı. Tarihi boyunca ihtişam ile anılmaya çok alışmış Fenerbahçe'nin yıllar içerisinde kaybetmeye başladığı bu ihtişamı da belki de mevcut teknik direktörler içerisinde geri getirebilecek yegane isim de yine Jose Mourinho gibi gözüküyor. Bakalım takvimler Mayıs 2025'i gösterdiğinde Türkiye, Jose Mourinho hakkında neler konuşuyor olacak?  Belki de Fenerbahçe uzun zamandır beklediği şampiyonluk yerine pek ummadığı bir Avrupa kupasını müzesine götürmüş olur. 

Uzun Okumalar